(2762 S. K. m. 27)
Dava dilekçesinde 42.280.000.000 alacağın davalı idarelerden faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davaya konu 56 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden sonra birçok kez el değiştirdikten sonra 1979 yılında üzerinde hiç bir tahyidat bulunmaksızın davacı tarafından satın alındığı, 2003 yılında işlem yapmak üzere tapuya gidildiğinde ise kaydın ilk evveliyatı olan kadastro tutanağında vakıf ilişiği kaydı bulunduğunun bildirilmesi üzerine davacının 42.280.000.000 lira taviz bedeli ödemek zorunda kaldığı, ancak bu durumun tamamı ile Tapu Sicil Müdürlüğünün hatalı işleminden kaynaklandığı ileri sürülerek, söz konusu bedelin faizi ile birlikte davalılardan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece; davanın Vakıflar Genel Müdürlüğü yönünden esastan, diğer davalı yönünden ise husumet nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davanın Kadıköy 1.Bölge tapu Sicil müdürlüğü yönünden reddinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak; vakıf şerhinin şerh sahibi yararına gayrimenkul mükellefiyeti niteliği taşıması ve bu niteliği nedeniyle kadastro tespiti sırasında sicile işlenen şerhin ifraz kayıtlarına yansıtılmamış olması yeni maliki bu mükellefiyetten, yani taviz bedeli ödeme mükellefiyetinden kurtarmaz ise de, vakıf şerhi taşıyan bütün taşınmazların taviz bedeline tabi oldukları söylenemez.
Bu nedenle, mahkemece vakfın türü araştırılarak (uzman bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle) vakfın, Vakıflar Kanununun 27. maddesi gereğince tavize tabi sahih vakıflardan mı, yoksa tavize tabi olmayan gayri sahih vakıflardan olup olmadığı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy