(4721 S. K. m. 995)
Dava: Dava dilekçesinde 4.782.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının, ecrimisile konu 13 nolu bağımsız bölümü satış vaadi sözleşmesi ile yükleniciden satın aldığını, yüklenicinin inşaatı tamamlamadan terk ettiğini bu nedenle, davalının satın aldığı 13 nolu bağımsız bölümün adına tescili için açtığı davanın da ret edildiğini; yasal dayanağı olmamasına karşın davacının mülkiyetindeki taşınmaza 10.02.2000 tarihinde haksız el atarak 27.09.2003 tarihine dek yararlanmasından ötürü, toplam 4.782.000.000 lira ecrimisil bedelinin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan bu davanın, açıkça hakkın kötüye kullanımı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ...Davacı arsa sahibi ile dava dışı yüklenici arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmemiştir. Davalı yükleniciden satış vaadi sözleşmesi ile bağımsız bölüm satın almış ve kullanmıştır. Arsa sahibi ile yüklenici arasında yapılan sözleşme uyarınca satış vaadine konu 13 nolu bağımsız bölüm yükleniciye ait olacaktır. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi feshedilmeden, davacı arsa malikinin ileride yükleniciye veya onun halefine intikal edecek olan bağımsız bölüm yönünden kira tazminatı talebine hakkının bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen cebri tescil davasında, mahkemece; ... bilirkişi raporuna göre belirlenen %68 lik inşaat tamamlama oranına göre müteahhidin sadece iki bağımsız bölümün tapusunu almaya hak kazandığı ve eksik işin katlanabilir ölçüde olmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın 2.4.2004 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davalı, dava konusu taşınmazın (13 nolu bağımsız bölümün) mülkiyetini dava yoluyla kazanamadığına göre ecrimisil istenen dönemdeki zilyetliği haklı bir zilyetlik değildir. Davalı ile dava dışı yüklenici arasındaki hukuki ilişki, davacıyı (arsa malikini) bağlamaz. Bu nedenle mahkemece, belirtilen tarihler arasında hesaplanacak ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy