(2004 S. K. m. 72/3)
Dava: Dava dilekçesinde davacı aleyhine yapılan ve kesinleşmiş olan takiplerden dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davalının Manisa 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/471-2001/873 esas ve karar sayılı ilamı ile hükmedilen ecrimisil alacağı için takip yaptığını, dava tarihinden sonraki ecrimisil alacakları yönünden ise dava açma yoluna gitmeyerek kendince fahiş miktarda ecrimisil ve faiz hesabı yaparak yine Manisa 2. İcra Müdürlüğünün 2002/2785 esas sayılı dosyası ile ikinci bir takip başlattığını, bunun üzerine davacı ile davalının bir araya gelerek anlaşma yoluna gittiklerini, davacının borcunun bir kısmını nakit olarak ödediğini, kalan kısmı için ise senet verdiğini, bunun üzerine davalının da davacıdan hiçbir alacağı kalmadığına dair adi bir belge düzenleyerek davacıya verdiğini, ancak davalının daha sonra başka alacakları olduğunu ileri sürerek verdiği belgeyi geri istediğini ve bu arada kesinleşmiş olan ikinci takip dosyasındaki icrai işleme de devam ettiğini ileri sürerek, davacının her iki takip dosyasından dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; takip alacaklılarından davalı A.'in davacı hakkında yapılan ilk takipteki alacağını haricen tahsil ederek davacıya tarihsiz olarak tanzim edilen belgeyi verdiğini, ikinci takibe konu alacağın ise ödenmediğini ancak; davacı borçlunun ilk takip dolayısı ile verilen belgeye sonraki bir tarihi atarak belgeyi sanki her iki takip dosyası için verilmiş gibi göstererek bu davayı açtığını ileri sürerek, haksız olarak açılan davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece; Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 18.3.2004 tarih ve 1811 sayılı raporu ile davalı tarafından verilen belgedeki tarihin davalının eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, belgedeki tarihin sonradan yazıldığı, davacının iddiası gibi bütün icra takiplerini kapsamadığı gerekçesi ile davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Somut olayda, ilama dayalı ilk takip dosyası yönünden davacının davalı alacaklıya borcunun bulunmadığı ikrar ve dosya kapsamına göre sabittir. Ancak, dava dilekçesinin istem sonucu kısmında, davacı (borçlunun) bu takip dosyası yönünden de borçlu bulunmadığının tespiti istenilmiş olmasına rağmen, mahkemece davanın tamamı ile reddine karar verilmiş olması isabetli değildir.
Öte yandan uyuşmazlıkta asıl sorun borcu sona erdiren ibra niteliğindeki belgenin her iki takip dosyasını da kapsayıp, kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.
İçeriğine itiraz edilmeyen belgedeki tarihin davalının eli ürünü olmadığı kuşkusuzdur; başkası tarafından belgeye eklenen tarih üzerinde davalının parafının da bulunmamasına göre, mahkemenin bu iddianın ispat edilemediği yönündeki takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, dava dilekçesinde davalı (alacaklının) fahiş miktarda ecrimisil ve faiz talebi ile ilamsız takip yoluna başvurduğu ileri sürülmüş olup, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya aittir.
O halde yerleşmiş Yargısal ilkeler doğrultusunda kesinleşen önceki dönemin (22.6.1998-24.5.1999) ecrimisil bedeline Toptan Eşya Fiyat Endeksinin tamamı yansıtılmak suretiyle takip eden dönemlerde davalı alacaklının talep edebileceği ecrimisil miktarı ile her dönem sonu itibariyle yasal faiz miktarının yöntemince tespit edilerek sonucuna göre uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2) Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden ise;
İİK'nun 72/3.maddesi gereğince tensiple birlikte alınan ihtiyati tedbir kararının icra dosyalarında infaz edilmiş olmasına göre, aynı hükmün 4.fıkrası gereğince davalı lehine %40 tazminata hükmedilmemiş olması davanın kabul şekline göre uygun değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy