(1086 S. K. m. 445, 447)
Dava: Dava dilekçesinde yargılamanın iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Dava dilekçesinde davalının sınır ticareti yapmak üzere Ağrı Valiliğinin hesabına para yatırdığı daha sonra Ağrı valiliği aleyhine açmış olduğu dava sonucunda ödediği paranın iadesine karar verildiği, oysa Ağrı Valiliğinin bu davada temsil yetkisinin bulunmadığı iddia edilerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulmuştur.
Mahkemece
.Ağrı Valiliği bünyesinde oluşturulan sınır ticareti fonunun özel bir fon olduğu, genel bütçeye tabi bulunmadığı, bu hususun Danıştay 2.Dairesinin 2000/2630 esas 2000/4238 karar nolu kararı ile belirlendiği, Valilikçe düzenlenen sınır ticareti yönergesinde de 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun ve 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanununun hükümlerinin uygulanacağı yönünde bir kuralın olmadığını bu nedenle söz konusu davada taraf olan Ağrı Valiliğinin 4353 sayılı Kanun hükümleri uyarınca hazine avukatı tarafından temsil edilmesinin yasal zorunluluk olmadığı,.....ayrıca, HUMK. md. 447/1'de öngörülen üç aylık sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Daha önce şimdiki davanın davalısı tarafından Ağrı Valiliğine karşı açılan davada, sınır ticareti kapsamında petrol ithal etmek amacıyla uygunluk belgesi alabilmek için Valilik hesabına para yatırıldığı, yatırılan paranın yasal dayanağının bulunmadığı ileri sürülmüş, açılan dava Bakanlar Kurulunca çıkartılan sınır ticareti ile ilgili kararnameye dayandırılmıştır.
Çıkarılan Bakanlar Kurulu kararında sınır ticareti yapmak için, sınır ticareti belgesinin alınmasının zorunlu olduğu ve bu belge ile ilgili şekil ve esasların Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca belirleneceği, Bakanlar Kurulu kararını Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığın yürüteceği hükme bağlanmıştır.
Hazine ve dış Ticaret Müsteşarlığı Devlet Bakanlığına bağlı olup, genel bütçeye dahildir. Önceki davada dava açılırken Ağrı Valiliği davalı olarak gösterilmiş ve dava dilekçesi de Valiliğe tebliğ edilmiştir. Kesinleşen bu davada gerçek hasım Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanlıktır. Bu nedenle Valiliğe husumetin yöneltilmesi temsilcide yanılmadır. Öte yandan genel bütçeye dahil devlet dairelerini adliye mahkemelerinde temsil etme yetki ve görevi 4353 Sayılı Yasa ile hazine avukatlarına aittir. Mahkemece ilgili Bakanlığa tebligat yaptırılıp, gerçek hasmın temsilcisi olan hazine vekili huzuru ile davaya devam olunması gerekirken, bu hususun gözardı edilerek dava dilekçesi ve mahkeme kararının Ağrı Valiliğine tebliğe çıkarılması ve böylece verilen hükmün kesinleştirilmiş olması HUMK. md. 445/8'deki Vekil ve mümessil olmayan kimseler huzuriyle davanın rüyet ve hükmedilmiş olması hükmüne aykırılık teşkil eder.
O halde mahkemece işin esasına girilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy