(4721 S. K. m. 756, 757, 758) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men'i istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı köy tüzel kişiliğini temsilen köy muhtarı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: HUMKnun 438.maddesi gereğince davanın niteliğine göre duruşma isteminin reddi gerekmiştir.
Dava dilekçesinde; davacı köy sınırları içerisinde bulunan su kaynağından (Çavuşlu mahallesinin içme suyu ihtiyacını karşılamak üzere) su götürmek için kazı yapıldığı, ancak davalı köy muhtarlığının da aynı suyu kendi yaylalarına götürmek için suya el attıkları, suyun içme suyu ihtiyacını ancak karşılayacak miktarda olduğu ileri sürülerek, suya vaki müdahalenin önlenmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davaya konu su kaynağının davacı köy sınırları içerisinde bulunması ve suyu içme suyu olarak kullanmak isteyen davacı köyün öncelik hakkına sahip olduğu gerekçesi ile davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı köy temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, kural olarak genel sulardan herkes kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Somut olayda, dava konusu suyun genel su olduğu, tarafların birbirleri karşısında kadim ve öncelik haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Zira dava konusu suyun davacı köy sınırları içerisinde olması öncelik hakkının gerçekleşmesi için yeterli değildir.
Bu durumda, her iki tarafın da faydalı ihtiyaçları oranında bu sudan yararlandırılmaları asıldır.
Oysa, davacı tarafın dosyada mevcut 30.9.2004 tarihli Jeoloji bilirkişi raporuna göre; dava konusu su dışında halen içme suyu ihtiyacını karşılamakta kullandığı 4 adet kaynak suyunun bulunduğu, bu kaynakların toplam debisinin 0.83 lt/sn olduğu, yine dosyada mevcut 8.11.2004 günlü ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da davacı köyün içme suyu toplam ihtiyacının 0.18 lt/sn olduğu belirtilmiştir.
O halde, davacı köyün halen kullanmakta olduğu su kaynaklarının ihtiyaçtan fazla bulunduğu, dolayısıyla dava konusu suya ihtiyacının bulunmadığı, buna karşın davalı köyün yine aynı rapora göre içme suyu ihtiyacının olduğu tespit edilmiştir.
Böylece, davacı köyün uyuşmazlığa konu suya faydalı ihtiyacının bulunmadığı gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 07.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy