(4721 S. K. m. 195, 197)
Dava: Dava dilekçesinde kendisi için 100.000.000 lira kızı Eda Nur için 50.000.000 lira nafakaya hükmedilmesi faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen red (kendisi için red , çocuk için 50.000.000 TL) olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile 2 yıl önce evlendiklerini, 15.10.2003 doğumlu bir kızları olduğunu, ancak evliliğin ilk günlerinden beri davalının kendisini istemediğini, en son gerçekleşen olayda eşi davalının, babası ve ağabeyi ile birlikte kendisini gece saat 24.00 de Yaylabağı Kasabası Belediye Başkanı ile Atatürk Mahallesi muhtarının eşi olan Satı Dülger'e teslim ederek gittiklerini ifade ederek kendisi için 100.000.000 lira, kızı Eda Nur için 50.000.000 lira tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece Boşanma davası nafaka davasından sonra açılmıştır. Bu durum nafaka davasının haklılığı için geçerli bir sebep kabul edilemez. Her dava açıldığı tarihteki şartlara göre çözümlenir. Evini terk eden kadının ayrı yaşamakta haklı olduğunu ispatlaması gerekmekte olup tanık beyanlarına göre davacı kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu ispatlanamadığından davacı yönünden davanın reddine, müşterek çocuk Eda Nur yönünden ise kabulüne karar verilmiştir.
4721 Sayılı TMK. nun 195. maddesi uyarınca; evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilir. Hakim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Aynı yasanın 197. maddesine göre de; eşlerden biri ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Somut olayda; davacı ile davalının ailesinin birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu husus davacının 25.11.2004 tarihli beyanı ile sabit olup davalının bu beyana bir itirazı olmamıştır.
Bağımsız ev açmayarak, evlilik birliğinin kurulmasına engel olan davalı olayda kusurludur.
Davalı babası ve ağabeysi ile birlikte babasına teslim edilmek üzere davacıyı gece yarısı muhtarın karısı ve belediye başkanına bırakıp gitmiştir. Tanık Satı Dülger ifadesinde davacı kadının kocam isterse onunla kalırım dediğini ancak davalının onu istemediğini beyan etmiştir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında davacı ayrı yaşamakta haklı olup, mahkemece; davacı tarafın geçinmesine yetecek, aynı zamanda davalının geliri ile orantılı, hakkaniyete uygun nafakanın hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy