(1086 S. K. m. 427) (YHGK. 06.04.2005 T. 2005/3-169 E. 2005/235 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında görülen nafaka davası sonunda verilen karara ilişkin temyiz talebinin aylık nafaka miktarı dikkate alınarak reddine ilişkin olarak verilen ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi talep edilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı yasa ile değişik 427/2 maddesi ile taşınır mal ve alacak davalarında temyiz sınırı 1.000.000.000 lira olarak hüküm altına alınmıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 06.04.2005 tarih ve 2005/3-169 E, 235 K. sayılı kararı ile nafaka davalarında temyiz ve karar düzeltmede yıllık nafaka miktarının dikkate alınacağı açıklanmıştır.
Temyize konu edilen karar 5219 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği 21.07.2004 tarihinden sonra verilmiş olup yıllık nafaka (farkı) miktarı 1.000.000.000 liradan fazladır.
Ancak Dairemizin 27.01.2005 tarih ve 2004/14914 E-2005/350 sayılı kararı ile aylık nafaka miktarı esas alınarak temyiz talebinin reddine karar verildiğinden Dairemizin maddi hataya müstenit olarak verilen kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Gürsel Kuru, davalı ile anlaşmalı olarak boşanmalarına, müşterek çocuk Görkem'in velayetinin davalı anneye verilmesine, çocuğun Fatih Koleji veya dengi olan herhangi bir kolejde davacı tarafından okutulmasına ve onun eğitim ve öğretim giderleri karşılığı 2002-2003 eğitim ve öğretim yılı için aylık 210.000.000 TL bedelin davacı tarafından karşılanmasına karar verildiğini, 2002-2003 eğitim yılında protokolün bu hükmünü yerine getirdiğini, ancak okul giderinin artması, kendi maaşının aynı oranda artmaması, ayrılırken tüm ev eşyalarını davalıya bırakmasından ötürü kendisine yeni bir yaşam kurmak için borçlanması, aylık 300.000.000 TL kira gideri ödemeye başlaması gibi olumsuz sebeplerden dolayı çocuğu devlet okuluna kaydettirdiğini, böylece protokoldeki eğitim ile ilgili hükmün fiilen ortadan kalktığını, buna rağmen davalının iki aylık birikmiş 995.500.000 lira eğitim gideri için icra takibi başlattığını, böylece çocuğun eğitimi için öngörülen bu protokol şartının her yıl amacı dışında kullanılmak istenebileceğini ileri sürerek, protokolün eğitim ve öğretim giderleri ile ilgili hükmünün iptali, nafakanın sadece eğitim ve öğrenim gideri olarak belirlenen kısım kadar azaltılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Nilgün Kuru vekili cevabında; müşterek çocuğun devlet okulunda okumasını zımnen kabul etmediklerini, velayet kendisine verilmiş olmasına rağmen maddi gücünün yeterli olmaması nedeniyle küçüğün özel okula kaydını yaptıramadığını, davacının maddi durumunda gerileme bulunmadığını, taahhütlerinden caymak maksadıyla dava açtığını, okul değiştiren çocuğun ortama uyum sağlayamadığını, bu nedenle hükmün iptal edilmesi halinde davacının ödediği aylık 150.000.000 lira iştirak nafakası cüz-i kalacağından artırılmasını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının giderleri ödemeyi kabul etmesi ve bunu ödeyecek gücü olması, ayrıca söz konusu nafakanın öğrencinin masraflarını ancak karşılayabileceği gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; taraflar 14.11.2002 tarihinde davalının açtığı boşanma davası sonucunda anlaşarak boşanmışlardır. Boşanma ilamı ile tasdik edilen protokolün 2. maddesine göre Davalı, mevcut geliri devam ettiği sürece, müşterek çocuk Görkem'i Fatih Koleji veya dengi herhangi bir kolejde okutacak ve onun eğitim-öğretim ve ulaşım giderleri için Fatih Kolejinin 2002-2003 eğitim-öğretim yılı için belirlediği aylık 210.000.000 TL.yi mutad ödeme gününde direkt okul idaresine yatıracaktır. Okul idaresinin yaptığı zam oranı davalı baba tarafından karşılanacaktır. Anılan bedeller vadesinde ilgili okula yatırılmadığı takdirde borç muaccel olacak ve kendisinden yasal faiziyle birlikte tahsili cihetine gidilecektir. Davalı yine küçük Görkem'in kırtasiye, giyim-kuşam ve beslenme gideri için aylık 150.000.000 TL.yi davacı annenin hesabına yatıracak ve bu bedel her yıl TEFE oranında artırılacaktır.
Boşanma tarihinde, davacı Milliyet Gazetesi İzmir Şubesinde Ege Bölge Temsilcisi Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Aylık geliri ise 850.000.000 lira olup, ailesiyle birlikte kalmaktadır. Bu dava açıldığı tarihte ise aylık maaşı 1.018.000.000 liraya yükselmiştir.
Davalı anne müşterek çocuk ile birlikte kendi evinde ikamet etmekte, öğretmen olarak görev yapmakta ve 600.000.000 lira maaş almaktadır.
Davacıya ait araç anlaşma uyarınca satılarak bedelinin yarısı olan 8.125.000.000 lira 20.12.2002 tarihinde davalı Nilgün Kuru'ya teslim edilmiş, yine ev eşyalarının tamamı davalı kadına bırakılmıştır.
Fatih Kolejinin 2003-2004 eğitim-öğretim yılında ücreti 5.890.000.000 liraya yükseltilmiş, eski öğrencilerin 30 Haziran 2003 tarihine kadar kayıt yenileme işlemlerini tamamlaması belirtilmiştir. Ayrıca yemek ücreti 920.000.000 lira olup, servis ücreti 840.000.000 liradır.
Davalı Nilgün Kuru, 10.9.2003 tarihinde davacıya çocuğun özel okula kaydettirilmesi, 5 gün içinde işlem yapılmaması halinde anne tarafından kaydının yaptırılacağı ve masrafların cebren tahsili yoluna gidileceğini belirtir ihtarname göndermiştir.
Tarafların müşterek çocukları Görkem, 21.1.1992 doğumlu olup, 2003-2004 öğretim yılı için davacı veya davalı tarafından özel okula kaydı yaptırılmamıştır. Bunun üzerine davacı tarafından bu davanın açıldığı tarihten önce Konak Güzelyalı İlköğretim Okulu 6. sınıfına kaydettirilmiştir. Halen bu okulda öğrenimine devam etmektedir ve başarısından dolayı takdir belgesi almıştır.
Davalı, davacı aleyhine 2 aylık nafaka olarak 948.000.000 liranın faiziyle birlikte tahsili için 31.10.2003 tarihinde ilamlı takip başlatmış, davacı tarafından takibin iptali talebi ile icra tetkik merciine 4.12.2003 tarihinde dava açılmış ve halen yargılaması devam etmektedir.
Sürekli borç ilişkisini içeren sözleşmenin bir hükmünün kısa bir süreyle uygulanmaması (tarafların bu yönde iradeleri birleşmedikçe) o hükmün iptalini gerektirmez.
Öte yandan, alacaklının borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması şarttır.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yukarıda açıklanan kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle bir süredir fiilen uygulanmıyor olması nedeniyle sözleşmenin o hükmünün değiştirilmesini gerektirecek olguların ispat edilememiş olması nedeniyle yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 09.05.2005 günü oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy