(4721 S. K. m. 683)
Dava: Dava dilekçesinde suya vaki elatmanın önlenilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Karar: Davacı taraf, maliki oldukları 16 nolu parseli kadimden beri Başpınar Mevkiinde çıkan umumi su ile suladıkları halde davalıların suyun geçtiği kadim arkın kendi arazilerinde heyelan yarattığından söz ederek suyun kullanılmasını engellediklerini davalıların umumi suya ve suyun geçtiği kadim arka vaki elatmasının önlenilmesini istemişlerdir.
Davalılar bu yer için davacı Ali Kaya aleyhine açtıkları elatmanın önlenmesi davasının kabul edilerek Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/183-1991/340 sayılı ilamı ile; arkın kadim ark olmadığı ve bu arkın arazide heyelana neden olduğu belirlenerek toprak arkın kapatılması suretiyle elatmanın önlenilmesine karar verildiğini beyan etmişler ve davacı tarafın suda ve arkta kadim hakkı olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece toprak ark üzerine yeraltı borusu gömmek suretiyle sudan yararlanmak şeklinde mecra hakkının talep edildiği, konunun Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/162 Es.-2001/240 Karar sayılı davasında karara bağlandığı ifade edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Başpınar kaynağının genel su olduğu anlaşılmaktadır. Davada Başpınar kaynağına ve bu suyun araziye taşınması için döşenen arka vaki elatmanın önlenilmesi istenilmiştir.
Genel sulardan kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Her ne kadar 2000/162 Es.-2001/240 K. sayılı Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesince sorunun elatmanın önlenmesi davası ile çözümleneceğinden bahisle red kararı verilmiş ise de; daha sonra 2004/244 Es.-277 K. sayılı dosya ile açılan dava ile Cebrail Koç adına kayıtlı 118 ada 36 parsel nolu taşınmazdan murisi Halil Kaya adına kayıtlı 118 ada parsel lehine bedeli karşılığında boru geçirmek suretiyle geçit hakkı tesisini talep etmiş ve mahkemece de talebin kabulüne karar verilerek derecatten geçmek suretiyle kesinleşmiştir.
Davacının ark üzerinde kadim bir hakkı olmadığı önceki kararlarda vurgulanmış ise de davacı yararına geçit hakkı tesis edildiği anlaşılmakta olup davacının genel sudan yararlanma talebi vardır.
Hüküm altına alınan mecra hakkı yükümlü taşınmaza zarar verecek surette kullanılamaz. Heyelana engel olma yükümlülüğü ve giderleri de davacıya ait olmak üzere belirlenen şartlar altında kullanımın sağlanması yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy