(1086 S. K. m. 8)
Dava: Dava dilekçesinde tedbir ile 17.000.000.000 lira tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı belediyeden ihale ile kiraladığı Pazaryeri ile ilgili olarak Belediye Encümeni tarafından alınan ihalenin feshine ve zorla elinden alınmasına ilişkin 9.7.2004 tarihli kararının iptalini ve uğradığı 12.000.000.000 TL maddi, 5.000.000.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; davada özel hukuk ilişkisini kuran bir sözleşme bulunmadığından ve bu nedenle idari yargının görevli olması gerektiğinden bahisle görevsizlik kararı verilmiştir.
İdari işlemler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından kamu hukuku kuralları uyarınca tek taraflı olarak tesis edilen ve re'sen uygulanabilir nitelikte olan hukuki tasarruflardır. Başka bir deyişle idarenin, özel hukuk hükümlerine tabi herhangi bir sözleşmeye dayanarak alınmadan yapılan işlemleri idari işlem niteliğindedir.
Davalı idare tarafından yapılan ihale sonucu dava konusu taşınmazın 21.11.2003 tarihli encümen kararı ile 9.180.000.000 TL'ya davacıya kiraya verildiği anlaşılmaktadır.
Davada, taraflar arasında özel hukuk hükümlerine göre kurulan kiracılık ilişkisinin devam etmesi nedeniyle, Belediye Encümeni tarafından tek taraflı alınan 9.7.2004 tarihli ihalenin feshi kararının iptali ile uğranılan zararın tazmini talep edilmiştir.
Davacı kiracı ile davalı kiralayan arasında özel hukuk hükümlerine göre kurulan kiracılık ilişkisinin, kamu hizmetinin yürütülmesine yönelik bir amacı olmadığına ve bu nedenle ortada bir idari işlem bulunmadığına göre davanın idari yargıda değil Adli yargı'da görülmesi gerekmektedir.
Ancak, davanın HUMK. nun 8. maddesinde sayılan davalardan olmadığı anlaşıldığından yıllık kira parası ve talep edilen tazminat miktarı itibariyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; Sulh Hukuk Mahkemesinin bakabileceği dava ve işler kanunla özel olarak belirlenmiş bulunduğundan, bunların dışında kalan miktar ve değeri belli olmayan, dava ve işlere Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılır.
Dava, sulh hukuk mahkemesinin yasa gereği bakacağı işlerden bulunmadığına göre, mahkemece; davanın idari yargı yerinde görülmesi gereken uyuşmazlık niteliğinde kabul edilip, yargı yolu uyuşmazlığı meydana getirecek biçimde görevsizlik kararı verilmesi doğru değildir. Zira bu tür kararları her türlü uyuşmazlığı incelemekte görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri vereceğinden dava dilekçesinin reddi ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy