(818 S. K. m. 392, 393)
Dava: Dava dilekçesinde 24.693.000.000 lira alacağın 1/2'nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, murisi A. ile davalının Koçbank İzmir Şubesinde bulunan müşterek hesabındaki 24.693.000.000 liranın tamamının davalı tarafından çekilmiş olmasından ötürü mirasen hissesine düşen kısmın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının murisi tarafından hesaba yatırılan paranın borcunu ödemeye yönelik olduğunu, paranın ise murise vasi tayini işleminden önce çekildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, müşterek hesap sözleşmesine göre para çekme yetkisi bulunan davalının, murisin ölümünden önce çektiği paraya miras bırakanın bir itirazi vaki olmadığı gerekçesiyle davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada mevcut hesap dökümüne göre; davalı Aydın 1.650.000 lira ile 7.5.1997 tarihinde hesap açmış, aynı tarihte davacının murisi Aydın bu hesaba 9.558.382.081 lira göndermiş, bilahare bu hesap davalının dilekçesi üzerine 2.9.1997 tarihinde müşterek hesaba dönüştürülmüştür. Bilahare aynı hesaba 1.2.2000 tarihinde tarafların murisi ve babası M.'de dahil edilmiş ise de Mehmet'in 2.10.2000 tarihinde ölümü ile mirasçı olarak çocukları (muris) A. ve davalı A. kalmıştır.
Davacının babası (murisi) A. 13.9.2000 tarihinde beyin kanaması geçirmekle şuuru kapalı olarak hastaneye yatırılmış, müşterek hesaptaki paranın tamamı bu tarihten sonra parçalar halinde davalı tarafından çekilmiş, daha sonra davalı 1.12.2000 tarihinde müracaatı üzerine kardeşi olan A.'a vasi tayin edilmiştir.
Müşterek hesap sözleşmesinin 1. maddesine göre; hesap sahiplerinden her biri müteselsil alacaklı sıfatı ile hesap üzerinde tek başına tasarrufta bulunabilecek, kendi imzası ile kısmen veya tamamen çekebilecektir. Sözleşmenin 6. maddesi uyarıca ise, hisse tutarı bildirilmemiş ise hesap sahiplerinden birinin ölümü halinde hisseler eşit kabul edilecektir.
Yerleşik Yargıtay Uygulamalarına göre; mevduat hesabı birden fazla kişiye ait ise, taraflardan her biri hesaptan para çekerken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine borçlu durumuna girer (2.HD.29.1.1987, 495/11191; HGK.11.2.1998, 40/75).
O halde, davacı murisinin şuurunun kapalı olduğu dönemde yapılan işlemlere murisin rızasından bahsedilemeyeceği gibi, ortak hesaptan çekilen paranın yarısı yönünden kendi hesabına hareket ettiği kabul edilmesi gereken davalının, kalan miktar için vekil sıfatıyla davrandığı kabul edilerek, sadakat borcu gereği verdiği zarardan sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy