(4721 S. K. m. 722, 723) (818 S. K. m. 61)
Dava: Dava dilekçesinde 20.000.000.000 lira alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 10.000.000.000 TL'nın tahsili cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı Öznur'un mülkiyeti annesine ait 4 no'lu parselde bulunan tek katlı evin üst katına (annesinin muvafakati ile) dubleks daire yaptığını, ancak annesinin kardeşleri olan davalılar tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda annesi ile birlikte davalıların 1/3 er oranda malik olduklarını, bilahare izale-i şuyu ve satış dosyaları neticesinde taşınmazın üzerindeki ev ile birlikte tamamının davalı İbrahim tarafından satın alındığını, söz konusu daireye 30.000.000.000 TL masraf yaptığını, davacının annesinin 1/3 payı çıkarıldıktan sonra geri kalan 2/3 payı için 20.000.000.000 TL inşaat bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; davalı Sevgi yönünden (satıştan 15 gün önce kendi payını diğer davalı İbrahim'e satması ve dava tarihinde malik olmadığından bahisle) davanın reddine, davalı İbrahim yönünden ise kabulü ile 10.000.000.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmiştir.
Bir kimse, kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini, ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. (MK. md. 722)
Malzeme sökülüp alınmazsa, arazi maliki malzeme sahibine, uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür. Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir. (MK.md.723)
Davada, dava konusu taşınmaz mal üzerindeki tek katlı evin üst katına davacı tarafından iyiniyeti olarak yapılan dubleks dairenin gayrimenkulde oluşturduğu katkı nedeniyle davalının mamelekinde meydana gelen artış talep edilmektedir.
Bu artışın hesaplanması amacıyla alınan bilirkişi raporunda zemin üstü dubleks dairenin dava tarihindeki değeri yıpranma payı düşüldükten sonra 25.315.983.000 TL olarak belirtilmiştir.
Oysa davalının mamelekindeki artışın, dava tarihinde değil, davalının bina dahil satış bedelinden payını aldığı tarihte geçerlidir. O nedenle de haksız zenginleşme sebebiyle hükmedilecek miktar, bu binanın satış tarihinde, taşınmazın değerinde meydana getirdiği artış oranında olmalıdır. Diğer bir deyimle davacı bu binayı yapmamış olsa idi kaç liraya satılabileceği bilirkişiye tesbit ettirilmeli ve bilirkişinin bildireceği değerle, bina dahil yapılan satışta elde edilen satış parası içinde bulunan binaya ait kısım ve bundan davalının payına isabet eden bölüm, orantı yapılarak hesaplanmalıdır.
Davacıya ait binanın satış bedelinden davalıya ödenmiş olan paradan, yukarıda açıklanan orantı ile bulunacak kısım kadar, davalı haksız zenginleşmiş sayılabileceği gibi yapılan satışla davacının yaptırdığı binanın elinden çıkması ile aynı miktarda mamelekinde bir azalma olacağı kabul edilerek belirlenen bu miktara hükmedilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca davalılardan Sevgi'nin 1/3 oranında kendi payını davadan önce diğer davalı İbrahim'e satılması sonucunda Sevgi yönünden dava konusu evin 1/3'ü kadar sebepsiz zenginleştiği düşünülmeden ve bu davalının zenginleştiği miktar araştırılmadan eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy