(818 S. K. m. 18, 19, 20, 83) (1086 S. K. m. 237) (4721 S. K. m. 2, 176, 331)
Dava:Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, boşanma davasında kararlaştırılan ..10.000 ABD doları karşılığı okul masraflarını ödeyemeyeceğini ileri sürerek aylık iştirak nafakasının 300.000.000 liraya indirilmesi talep edilmiş, mahkemece davanın kısmen kabulü ile nafakanın 700 ABD dolarına indirilmesine karar verilmiştir.
Taraflar Türk Medeni Yasasının ilgili hükümleri çerçevesinde anlaşmalı olarak boşanmışlardır. Aralarında yaptıkları protokol, hukuki niteliği itibariyle Medeni Yasa hükümlerinden kaynaklanmakta ise de; genel sözleşme hükümlerine tabidir. Böylece kanunun, emredici nitelikte kamu düzeni ve genel ahlaka aykırı saymadığı hususlarda taraflar serbest iradeleriyle sözleşme yapabileceklerdir (BK. md.19). Aynı zamanda sözleşenler ifanın yabancı para olarak aynen ödeneceğinide kararlaştırabilirler (BK. md.83/2). Nitekim somut olayda da USD olarak iştirak nafakası tarafların özgür iradeleri ile protokole bağlanmış, miktarı ve artışı da aynı biçimde belirlenmiş, boşanma davasında bu anlaşma mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, çocuğun ihtiyaçlarına ve de hukuki statüye uygun bulunmuş ve bu karar kesinleşmiştir. Kesin hüküm tarafları ve mahkemeyi bağlayıcıdır (HUMK. md.237). Ayrıca hakimi hüküm vermeye zorlayan gerekçelerde, aynı mahiyettedir. Böylece USD olarak ve artışta belirlenerek nafaka ödenmesi hususunda boşanma ilamındaki hüküm, BK.nun 83. maddesine uygun olduğu gibi kesinleşmiş olduğundan bu davada tartışma konusu da yapılamaz.
Buna ilaveten, tarafların protokol ile döviz üzerinden nafaka ve sair yükümlülükler üstlenmesindeki bir amaçta; ülkedeki ekonomik yapı gereği enflasyonun yüksek olması ve paranın satın alma gücünün azalması sebebi ile nafaka alacaklısını güvence altına alarak korumaktır. Başka bir ifadeyle nafaka alacağının enflasyon karşısında erimesini önlemek ve ilerde artan ihtiyaçları karşılayabilmek için yeniden nafakanın artırılması yönünde dava açılmasını önlemektir (MK. mad.2/1; BK. mad.18).
TMK. mad.176/IV hükmüne göre: Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Aynı biçimde 331. madde uyarınca; durumun değişmesi halinde hakim, istek üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
Yukarıda sözü edilen kanuni düzenlemelere göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat; sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmaktan daha başka ve daha ileride bir anlam taşır.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebilir. Ancak sözleşmeyle kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın aradan çok az bir zaman geçtikten sonra indirilmesi isteminde bulunmak, hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzedebilir.
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği vb.) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MK. nun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
Ancak, Borçlar Yasasının 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa (örneğin olağanüstü dalgalanmalarda edimler arasındaki denge alt-üst oluyor ve bu yüzden ifa aşırı derecede zorlaşıyorsa) güven sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi (MK. mad.2) gereğince sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, kanuni ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye Hakimin müdahalesi gündeme gelir.
Yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, döviz cinsinden ödenmesi kararlaştırılan nafaka ve yükümlülüklerin Türk Lirasına çevrilmesi ve indirilerek uyarlanması; ancak önemli ölçüde döviz kurunda meydana gelebilecek değişiklik sebebi ile edimin aynen ifasının borçlu yönünden katlanılmaz hal almasına ve böylece işlem temelinin çökmüş bulunmasına bağlıdır.
O nedenle, uyuşmazlığın çözümünde; sözleşmenin temel edimi olan ve taraflarca başlangıçta kabul edilen döviz fiyatlarındaki normal artışlar dışında, sözleşmenin in'ikadından sonra gerçekleşen ekonomik kriz ve hükümetçe alınan kararlarla işlem temelinin çöküp çökmediğinin araştırılması gerekir.
Bundan ayrı olarak, tarafların mali durumlarının değişmesi de, iradın arttırılması veya azaltılmasını gerektirebilir. Örneğin, alacaklının (davalının) yoksulluğu azalmış veya büsbütün ortadan kalkmıştır; yada borçlunun (davacının) mali veya gelir durumu kötüleşmiştir. Burada, iradın takdirine (veya kararlaştırılmasına) esas olan şartları ortadan kaldıracak önemde bir değişiklik olması aranacaktır.
Tarafların evli iken Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/420 E -2001/107 K s. ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşma gereğince velayeti davalı anneye verilen müşterek çocuk için iştirak nafakası bedeli olarak eğitim yaşamı boyunca bütün eğitim giderlerini anneden katkı talep etmeksizin görmeyi kabul ve taahhüt ettiği, bu biçimde müşterek çocuğun ilkokul seviyesinde Koç özel İlköğretim Okulu, Şişli Terakki İlköğretim Okulu, Özel Sezin İlköğretim Okulu, Galatasaray İlköğretim Okulu seviyesinde bir okulda okutacağı, bu nitelikte bir okulun ortalama 10.000.ABD Doları tutarındaki masraflarını karşılayacağını, öğretim, yemek, ulaşım, okul, forma ve eğitim araç ve gereçlerini tümüyle ödeyeceğini davacı baba kabul ve taahhüt etmiştir. Boşanma kararı 6.2.2001 gününde temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu karardan yaklaşık 2 yıl sonra açılan bu davada davacı Microsoft Bilgisayar yazılım şirketinde iş geliştirme müdürü olarak çalıştığı ve yılda 64.000 dolar gelir elde ettiği işini kaybettiğini ve iki iş değiştirdikten sonra da işsiz kaldığını ileri sürerek nafakanın indirilmesini istemektedir.
Davacının boşanma davası öncesinde bir kısım taşınmazlarını annesi ve kız kardeşi üzerine devrettiği tapu kayıtlarında görülmektedir. Yine, Microsoft firmasından ayrılırken 50-60 milyar tazminat aldığı da anlaşılmaktadır.
Kaldı ki davacı elektronik mühendisi olup, iyi İngilizce bilen ve geçmişinde iyi şirketlerde çalışan birisidir.
Mahkemece, yukarda açıklandığı biçimde uyarlama koşullarının bulunmadığı gözetilmeden bu yönde deliller değerlendirilip uyarlamayı gerektirecek nitelikte olup olmadıkları dahi tartışılmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy