3. Hukuk Dairesi 2006/16610 E., 2006/18895 K. GENEL SU
167 S. YERALTI SULARI HAKKINDA KANUN [ Madde 7 ] 167 S. YERALTI SULARI HAKKINDA KANUN [ Madde 1 ] 167 S. YERALTI SULARI HAKKINDA KANUN [ Madde 4 ]
"İçtihat Metni"
Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının müşterek malik oldukları tapulu taşınmazın içinden (davalıya ait yerden) çıkan kuyu suyundan yararlanmak amacı ile yapılan 05.11.2003 tarihli sözleşme ile davalının su vermeyi taahhüt etmesine rağmen suyu vermediğini, bu nedenle davalının suya vaki müdahalenin önlenmesini ve suyun kullanılmasına izin verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasında imzalanan 05.11.2003 tarihli suyun kullanımına ilişkin ortaklık sözleşmesinde bedel kısmının sonradan doldurulduğu ve tahrifat yapıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından dava konusu suyun kullanımına yönelik taraflar arasında 05.11.2003 tarihli ortaklık sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmeye göre davalının sondaj kuyusundan davacının arazisi için hissesi oranında su vermeyi taahhüt ettiği, ancak daha sonra sözleşmenin son paragrafında tahrifat yapılarak davacının davalıya 17.000 YTL su bedeli verdiği belirtilmiş, bilirkişi incelemesi ile miktar ile ilgili kısmın sonradan yazıldığı anlaşılmıştır.
Yine jeoloji mühendisine ait raporda ve ek raporda dava konusu suyun genel sulardan olduğu ve debisinin ise 10 İt/sn olduğu belirtilmiştir.
Davalıya ait tapulu yerden çıkan dava konusu suyun genel su sayılabilmesi için, o taşınmazın sınırlarını aşacak veya çıkar çıkmaz dere halini alacak şekilde çok olması veya az olmakla birlikte özel mülkiyete tabi tutulması kamusal yarar açısından sakıncalı olması gerekir. Davaya konu suyun genel su niteliğinde olup olmadığının kesin olarak saptanması gerekmektedir. Eğer sadece davalıya yetecek kadar ise, o takdirde "özel su" niteliğinde kabul edilip davacının talebinin reddine yani şimdiki gibi karar verilmelidir.
Aksi takdirde yani dava konusu suyun "genel su" niteliğinde olduğu anlaşılırsa, o takdirde genel sulardan kadim ve öncelik hakları ihlal edilmemek koşulu ile herkes faydalı ihtiyacı oranında yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Bu durumda, sağlıklı ve kalıcı bir çözüm İçin suların en az olduğu bir sulama döneminde uzman bilirkişiler aracılığı ile (jeoloji mühendisi, ziraat mühendisi ve fen elemanlarından oluşacak bir heyet ile) mahkemece yeniden keşif yapılarak dava konusu suyun debisi ölçülerek genel su niteliğinde olduğu anlaşıldığı takdirde tarafların yararlandığı başka sular varsa bunlar da dikkate alınarak davacının dava konusu suya olan ihtiyacını belirten ayrıntılı rapor alınarak, gerekirse sulama rejimi kurmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile senedin geçersiz olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.12.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy