(4721 S. K. m. 176) (HGK. 07.10.1998 T. 1998/2-656 E. 1998/688 K.) (HGK. 26.12.2001 T. 2001/2-1158 E. 2001/1185 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı-k.davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaştıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü.
Asıl davada; tarafların Mersin 3. Aile Mahkemesinin 2005/591 E.- 2005/681 Karar s. ilamıyla anlaşmalı boşanma sonucu davalı kadın için aylık 100-YTL. yoksulluk nafakasına hükmolunduğu, boşanma ilamının kesinleştiği, davacı kocanın emekli komiser olduğu, davalı kadının ise; ölen ilk eşinden emekli aylığı almaya başladığı, yoksulluğunun ortadan kalktığı iddia olunarak aylık 100-YTL. olan yoksulluk nafakasının kaldırılması talep ve dava edilmiştir.
Davalı (kadın) davaya cevabında ve karşı davasında; davacı kocanın boşanma sırasında nafaka belirlenirken kendisinin ilk eşinden dul aylığı alacağını bilerek, yoksulluk nafakasını kabul ettiğini, kaldırma şartlarının oluşmadığını ileri sürerek asıl davanın reddini istemiştir.
Karşı dava olarak da, çocuk Özkan'ın önceki iştirak nafakasının zaman içinde ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek aylık 100-YTL'den aylık 250-YTL.ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davalı kadının ölen eski eşinden aylık 400-YTL maaş aldığı, düzenli gelirinin bulunduğu, kendi evinde oturduğu, yoksulluğunun ortadan kalktığı, gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, karşı davanın da reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı-k.davacı (kadın) tarafından temyiz edilmiştir.
TMK. nun 176. maddesine göre; irat şeklinde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da tarafların birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi halinde mahkeme kararıyla kaldırılır.
Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 7.10.1998 gün ve 2-656-688 s. ilamında da kabul edildiği gibi ...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; Hukuk Genel Kurulunun yerleşik kararlarında Asgari ücret seviyesinde gelirinin bulunması yoksulluk nafakası bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu kabul edilmemiştir (HGK.7.10.1998 tarih 1998/2-656 E., 1998/688 K., 26.12.2001 tarih 2001/2-1158-1185 Karar s. kararları).
Hukuk Genel Kurulunun 28.2.2007 gün ve 2007/3-84 E.- 95 Karar s. ilamında da Asgari Ücret seviyesinde gelirinin bulunması yoksulluğu ortadan kaldıracak bir olgu olarak ta kabul edilmemiştir.
Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması neticesinde; davalı kadının önceki ölen eşinden aylık 400-YTL. maaş aldığı, oturduğu evin kendisine ilişkin olduğu, davacı kocanın ise; emekli memur olup, aylık 650-YTL. gelirinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki boşanma dosyasının incelenmesinde; tarafların anlaşmalı olarak boşandıkları, anlaşma gereği davalı kadın yararına aylık 100-YTL. yoksulluk nafakasına hükmolunduğu, hükmün 11.7.2005 gününde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, asıl dava olan yoksulluk nafakasının kaldırılması davası yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde; boşanma davası ve nafaka kaldırımı davasının dava tarihi, itibariyle davacı kocanın aylık ne kadar maaş aldığı, varsa bütün gelir ve mal varlığının ne kadar olduğu ilgili resmi kuruluşlardan araştırılıp, davacı kocanın sosyal ve ekonomik durumunda ne kadar değişikliğin bulunduğu, davalı kadının sahip olduğu evin boşanmadan önce veya sonra edinilip edinilmediği, boşanmadan sonra edinilmişse ehil bilirkişiler vasıtasıyla keşif yapılıp değerinin ne kadar olduğu, tarafların karşılıklı gelir durumları itibariyle ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre davalı kadının yoksulluktan kurtulup kurtulamayacağı konusundaki deliller ve önceki nafaka anlaşmalı boşanma sonucu anlaşma ile belirlendiğine ve boşanma sonucunda davalı kadının önceki eşinden dul aylığı bağlandığına göre, davalının savunmasında geçen nafaka takdir edilirken eski eşinden emekli aylığı bağlanacağının davacı tarafından bilindiği ve buna göre nafaka takdir edildiği yönündeki savunmaya ait delillerin de tam olarak toplanıp tartışılmadan eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Karşı dava olan iştirak nafakası artırımı davası yönünden ise; dosyasının işlemden kaldırıldığı 23.8.2006 gününden yenilendiği gün olan 27.11.2006 tarihleri arasında üç aydan fazla bir süre geçmiş olup, karşı davanın HUMK. 409/6. madde gereği açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması da doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
O durumda mahkemece delillerin toplanması neticesinde asıl dava yönünden yapılacak iş; tarafların gelir ve mal varlığında boşanma anına göre herhangi bir değişiklik olmadığı saptandığı takdirde, nafaka anlaşmalı boşanma sonunda anlaşma ile takdir edildiği davalı kadının önceki kocasından aylık 400-YTL. maaş aldığı, aylık bu miktarın asgari ücret seviyesinde olup, nafaka ile birlikte toplamının davalı kadını yoksulluktan kurtarmayacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istem halinde temyiz edene iadesine, 04.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy