(4721 S. K. m. 166, 176)
Dava: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesi ile; davacının yakın akraba olan ve geçimsizlik bulunan davalı ile anlaşarak açtığı boşanma davası görülürken, davalı vekilinin teklifi üzerine müvekkilinin gayri iradi şekilde kabulü nedeniyle 9.5.2007 tarihli kararla davalı lehine 500,00 YTL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, müvekkilinin 1.350,00 YTL maaşı dışında geliri olmadığı halde birikmiş nafakalarla birlikte maaşından aylık 700,00 YTL nafaka kesildiğini, 400,00 YTL kira ödediğini, bu nedenle gelirinin giderlerini karşılamadığını, evliliğin tarafların ağır kusuru ile sona erdiğini, duruşmadaki kabulün miktar muhasebesi yapılmadan ve külfet hesaplanmadan heyecana dayalı olduğunu, bu nafakayı ödeyecek durumunun kalmadığını, bu nedenle yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya aylık 150,00 YTLye indirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; hükmedilen nafakanın davacının duruşmadaki serbest iradesi ile kabul beyanına dayandığını, ödeme yapılmadığını, maddi gücü kalmazsa ailesi ile yaşayan müvekkilinin zor durumda kalacağını bu nedenle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ...anlaşma şartı olarak davacının aylık 500,00 YTL nafaka ödemeyi kabul etmesi üzerine boşandıkları, tarafların ekonomik ve mali durumunun değişmediği, bu davanın hakkın kötüye kullanılmasına yönelik olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre: taraflar, 18.7.2005 tarihinde evlenmişler, davacı şiddetli geçimsizlik iddiası ile 24.1.2007 tarihinde boşanma davası açmış, davalı süresinde davaya cevap vermemiştir. Ancak vekili cevaba cevabında; boşanmayı kabul ettiklerini, ancak davacının kişisel kusuru nedeniyle evlilik sona erdiğinden davalı kusursuz olmakla ve boşanmakla yoksulluğa düşeceğinden aylık 500,00 YTL tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesini talep etmiştir. Zabıta araştırmasında davacının İstanbulda yaşadığı ve çalıştığı aylık 1.200,00 YTL maaşı olduğu, 350,00 YTL kira verdiği, 1986 doğumlu olan ve Batmanda ailesi ile yaşayan davalının ise ev hanımı olup, ağabeyinin evinde yaşadığı belirtilmiştir.
Duruşmada davalı nafaka isteğini tekrarlamış, davacı bu miktarı kabul ettiğini beyan etmiş, ancak beyanını okuyarak imzası ile doğrulamamıştır.
TMK. nun 166/3. maddesi çerçevesinde davalı lehine teklif ve kabul edilen 500,00 YTL tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmiştir.
TMK.md.176/3 hükmü uyarınca: tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, nafakanın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde tarafların ekonomik ve sosyal durumları gözetilerek nafakanın hakkaniyete uygun bir miktara indirilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.11.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy