(2004 S. K. m. 50, 67, 68, 69) (1086 S. K. m. 10, 190, 225) (818 S. K. m. 73)
Dava: Dava dilekçesinde 29.339,29 YTL alacak için itirazın iptali, inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece dava dilekçesinin yetkisizlik nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, kurum çalışanı olan davalının resen emekliye ayrılarak emekli ikramiyesi ve emekli maaşı ödendiğini, ancak açılan dava sonucu İdare Mahkemesinin işlemi iptal etmesi üzerine göreve dönen davalının kendisine ödenen ikramiye ve maaşı iade etmediğini, bu nedenle alacağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, ödeme emrinin tebliği üzerine ikametgahının Ümraniye'de olması nedeniyle Ankara İcra Müdürlüğünün yetkisine itiraz ettiğini, bu nedenle öncelikle icra müdürlüğünün yetkisizlik kararı vermesi gerektiğini ve davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, dava bir miktar para alacağının sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili için başlatılan takibe vaki haksız itirazın İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine dayalı olarak iptali istemine ilişkindir.
Bu takibe karşı davalı/borçlu ikametgahının Ümraniye'de olduğunu, dolayısıyla İcra takibine yetkili icra dairelerinin de Ümraniye icra daireleri olup, Ankara icra dairelerinin yetkili olmadığını ifadeyle hem yetki itirazında bulunmuş, hem de taraflar arasındaki temel ilişkiyi reddetmemekle birlikte borçlu olmadığını bildirerek borca da itiraz etmiştir. Bu itiraz nedeniyle takip durmuştur.
Alacaklı, hem yetkiye hem de borca itiraz edilmesi karşısında genel mahkemede itirazın iptali davası açmak yolunu seçerek eldeki davayı açmıştır. Davacı bu davayı Ankara'da açmakla, iddiasına yetki itirazını kabul etmeyerek, HUMK. nun 10 ve BK.nun 73. maddesi gereğince davacının ikametgahının bulunduğu Ankara İcra Daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğu noktalarına dayanmıştır.
Öncelikle, ilamsız takipte borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca birlikte itirazı nedeniyle takibin durması karşısında Yasa; bunu kabul etmeyen alacaklıya takibin devamını sağlamak için iki yol tanımıştır. Bunlardan birisi İcra İflas Yasasının 68. ve 69. maddelerine göre tetkik merciinden itirazın kaldırılmasını istemek, diğeri ise aynı yasanın 67. maddesi gereğince mahkemeye başvurmak suretiyle itirazın iptalini istemektir.
Her iki halde de gerek mahkeme gerek tetkik mercii takibe yapılan itiraz nedenleri hakkındaki incelemesinde bu nedenler içinde varsa yetki itirazını HUMK. 190 ve 225. madde hükümleri dairesinde öncelikle incelemek ve karar vermek zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, itirazın iptali davasında mahkeme icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı tetkik merciinin yerine geçerek çözümleyecektir. Bu nedenle mahkemenin İcra İflas Kanununun 50/2. maddesi hükmü doğrultusunda tetkik mercii gibi önce icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı inceleyip kesin olarak sonuçlandırması gerekir.
Mahkemece verilen yetkisizlik kararı ile sadece kendi yargı çevresinin yetkisizliği saptanmış, ancak öncelikle icra tetkik mercii yerine geçerek çözümü gereken icra dairesinin yetkisi konusunda bir karar verilmemiştir.
Öte yandan sayılanlardan önce bir itirazın iptali davasının görülebilmesi için, usulüne uygun şekilde yetkili yerde yapılmış geçerli, ayakta bulunan bir icra takibinin varlığı şarttır. Ortada geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği ve bu itirazın olumlu veya olumsuz sonuçlandırılmadığı hallerde geçerli bir takibin bulunamayacağı açıktır. O halde bu husus İİK. nun 67. maddesi uyarınca bir dava şartıdır ve dava şartları da mahkemece resen (kendiliğinden) gözetilmek zorundadır.
Yukarıdan beri yapılan açıklamaların ışığı altında mahkemece Tetkik Mercii yerine geçerek öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik borçlu itirazı hakkında inceleme yapmak yetkisiz olduğu kabul edilirse geçerli icra takibi bulunmadığından davanın reddine karar vermek gerekirken, borçlunun İcra Dairesinin yetkisizliğine ilişkin itirazını gözardı ederek mahkemenin yetkisizliğine ilişkin karar vermesi usul ve kanuna uygun görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 15.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy