(4721 S. K. m. 331)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada; mevcut yoksulluk ve müşterek çocuk R.ın iştirak nafakasının geçen zaman içerisinde ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek yoksulluk nafakasının aylık 250 YTLden aylık 400 YTLye iştirak nafakasının da aylık 100 YTLden aylık 250 YTLye çıkartılması talep ve dava edilmiş, mahkemece, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 16.09.2008 tarihli yazı cevabına göre davacının babası R. Ü.in 23.08.2007 tarihinde ölümü nedeniyle eşi E. ve çocukları G. ve G. Ü.e dul ve yetim aylığı bağlandığı, Ancak davacı kızı G. Ş. aylık talebi olmadığından kendisine herhangi bir aylık ödenmediğinin bildirildiğini, bu durumda davacının istemi halinde kendisine yetim aylığı bağlanabileceği buradan gelir elde edebileceği davalının da Balıkesirde Ordu Donatım Er Eğitim Bölüğünde başçavuş olarak görev yaptığı nafaka kesintisi dışında dava tarihi itibariyle 1296 YTL aylık aldığı, aylık 350 YTL kira giderinin bulunduğu, davalının geliri ve giderlerine göre nafaka artırım taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki delillere ve kurulan hükme göre, yoksulluk nafakasının artırım talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu yönden hükmün onanması gerekmiştir.
İştirak nafakasının artırım yönünden ise, Türk Medeni Kanununun 331.maddesine göre, durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
Somut olayda ise, önceki nafakanın takdir edildiği 16.01.2007 tarihinden bu davanın açıldığı 05.06.2008 tarihine kadar yaklaşık 1,5 yıl gibi bir zaman geçmiş olup, bu zaman içerisinde doğal olarak müşterek çocuğun yaşı büyümüş ihtiyaçları artmış, davalının gelirinde artış olmuş paranın da en azından enflasyon oranında değer kaybına uğramış (alım gücü azalmış) olduğu sabittir. Bu durumda da iştirak nafakasının hakkaniyete uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken iştirak nafakası artırımında reddedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.03.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy