(4721 S. K. m. 182) (4787 S. K. m. 4)
Dava: Dava dilekçesinde 5.200-YTL.(nafaka alacağı) için borçlu bulunmadığının tespiti ile fazladan ödenen miktarın istirdadı istenilmiştir. Mahkemece davanın görev yönünden reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Kararı
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; tarafların 2002 tarihinde boşandıklarını, kararla müşterek çocuk için 100-YTL.iştirak nafakasına hükmedildiğini; davalının Ankara 5.İcra Müdürlüğünün 1998/5295 Esas sayılı dosyasında nafaka alacağını takibe koyduğunu, davacı tarafından nafaka borcunun tamamının ödendiğini; buna rağmen, davalının 15.11.2005 tarihli bir icra emri göndererek, 20.1.2001 tarihinden itibaren aylık 150-YTL., 5.2.2002 tarihinden itibaren aylık 100-YTL.nafakanın aylık faizleri ile birlikte tahsilini istediğini; haksız takip nedeniyle, 5.200-YTL.için borçlu bulunmadıklarının tespitine, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine; ayrıca, davalıya fazladan ödedikleri 1110-YTL.nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davacının dava konusu yaptığı itiraz, icra dosyasındaki ödeme emrine istinaden ödemede bulunduğuna dair itiraz niteliğinde olduğundan bahisle; davanın görev yönünden reddine, süresinde talep halinde dosyanın İcra Tetkik Mercii'ne tevdiine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre; ilamlı icrada, menfi tespit davası açılması mümkündür. Borçlu, ilamlı icra takibi üzerine, önce İcra ve İflas Kanunu 33 ve 33/a maddelerine dayanarak, icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde veya duruma göre süresiz olarak dilekçe ile İcra Mahkemesine başvurarak, icra emrinin tebliğinden önceki dönemde borcun itfa edilmiş veya ertelenmiş (imhal) veya zamanaşımına uğramış olduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasını isteyebilir; yani, yedi gün içinde icra emrine itiraz edebilir.
Aynı maddeye göre, itfa veya imhal iddiası, yetkili icra mahkemelerince resen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edildiği takdirde; icra mahkemesinde icra geri bırakılır. Bu yol borçlu için daha kısa bir yoldur. Ancak, borçlunun elinde iddiasını ispata yarar yukarıda bahsi geçen kanun maddesinin aradığı belgeler yoksa bu sefer borçlu İİK'nun 72.maddesine dayalı olarak borçlu bulunmadığının tespiti için genel mahkemelerde menfi tespit davası açabilir.
Menfi tespit davası borçlu lehine sonuçlanırsa İİK.nun 72/5.maddesi gereği takip derhal durur. Menfi tespit davasının kesinleşmesi üzerine de münderecatına göre veya ayrıca hükme hacet kalmaksızın icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Bu şekilde de borçlu takibin etkisinden kurtulmuş olur.
HUMK.nun 76.maddesine göre, olayları izah taraflara hukuki nitelendirme hakime ait bir görevdir. Somut olayda, davacı; takip öncesinde borçlarını ödediğini (icra dosyasına ve banka hesabına gönderdiği havalelerle) iddia ederek; borçlu bulunmadığının tespiti ile fazladan ödediği miktarın da istirdadını istemektedir. Davacının elinde iddiasını ispata yarar İcra ve İflas Kanunu'nun 33/a maddesinde aranan belgeler bulunmadığından; bu davayı açmıştır. Dava, bu niteliği itibariyle, nafaka borcunun bulunmadığının tespiti istemli; İİK.nun 72.maddesine dayalı menfi tespit ve istirdat davasıdır.
İİK.nun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit ve istirdat davaları genel hükümlere tabidir. İcra İflas Kanununda göreve ilişkin özel bir hüküm öngörülmüştür.
Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usulüne Dair Kanunun 4.maddesi uyarınca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabı ile (3.kısım hariç) 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kapsamındaki aile hukukundan doğan dava ve işler aile mahkemesinde görülür.
Nafaka borcunun bulunmadığının tespitine yönelik menfi tespit ve istirdat davasında; borcun, TMK.nun 182 ve devamı maddelerinden kaynaklandığı ve dolayısıyla "Aile Hukukuna" ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır. Borç, Aile Hukukundan (nafaka yükümlülüğünden) doğduğuna göre; açılan bu davanın, 4787 sayılı Kanunun 4.maddesi gereğince Aile Mahkemesinde bakılması gerekmektedir.
Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince bozulmasına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2009 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy