(657 S. K. m. 146) (818 S. K. m. 66)
Dava: Dava dilekçesinde 18.522,34 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; davalının kadrolu avukat olarak çalıştığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine olarak sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden İstanbul Bölge Müdürlüğü'nde çalışan diğer avukatlar ile birlikte davalıya da yasaların belirlediği limitlerin üzerinde değişen dönemlerde avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişi tarafından düzenlenen 26/12/2008 tarihli 1998 - 2007 yıllarını kapsayan denetim raporunda fazla avukatlık ücreti ödendiğinin tespit edildiğini ve Vakıflar Genel Müdürlüğü rehberlik ve teftiş başkanlığının 16/01/2009 tarihli olur yazısında da fazla ödenen ücretlerin ilgili kişilerden tahsilinin sağlanmasının istenildiğini, davalıya 657 Sayılı Kanun'un 570/8 sayılı KHK ile değişik 146. maddesi gereğince belirlenen limitlerin üstünde ücret ödemesi yapıldığını belirterek 18.522,34 TL fazla ödemenin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı; davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden, kabul edilmezse esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, idarece yapılan ödemelerin yanlışlığı fark edilerek 2007 yılından itibaren durdurulması nedeniyle fazla ödeme yapıldığını öğrenmiş kabul edilerek BK'nun 66. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği sonucuna varılmakla, talebin zamanaşımı süresi yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, yerleşik uygulamada BK'nun 66. maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı süresinin, tüzel kişilerde dava açılmak üzere emir vermeye yetkili organın zararı ve zarar vereni öğrenmesi (olur vermesi) ile başladığı kabul edilmektedir.
Somut olayda, dava açmak üzere emir vermeye yetkili Genel Müdürlüğün durumu 16/01/2009 tarihinde öğrenmekle zamanaşımının bu tarihte başladığı ileri sürüldüğüne göre, bu husus araştırılarak sonucuna göre hüküm kurmak gerekirken, varsayımla zamanaşımının 2007 yılında başladığının kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy