3. Hukuk Dairesi 2010/8361 E., 2010/11998 K. GÖREV KİRA ALACAĞI KİRA SÖZLEŞMESİ
1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 11 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 1 ] 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 8 ] 6570 S. GAYRİMENKUL KİRALARI HAKKINDA KANUN [ Madde 1 ]
"İçtihat Metni"
Davacı kiracı dava dilekçesinde, davalı idarece belirlenen aylık 4.500,00 TL kira bedelinin fahiş olduğu nedeniyle indirilerek 01.01.2009 gününden başlayarak 1.388 TL olarak tespitini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 1.731,03 TL olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Davada, davacı kiracı tarafından 10.07.2006 başlangıç tarihli ve 15 yıl Süreli kira sözleşmesi ile K... Çayında 2259 İt/sn su kiralandığı, davalı K... Valiliği İl Özel İdaresi tarafından 01.01.2008 tarihinden itibaren aylık 4.500,00 TL kira ödenmesinin istenildiği, bu miktarın fahiş olduğu ileri sürülerek, indirilerek 1.388,00 TL olarak tespiti istenilmiş, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık kira parasının 1.731,03 TL olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesine konu "su" olarak belirtilmiş olup, bu durumda kiralananın niteliğinin gayrimusakkaf kabulü zorunludur.
HUMK'nın 1711 sayılı Kanunla değiştirilen 8/II-1. maddesi "kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davalarına, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davalarına ve bunlara karşılık olarak açılan davalara" bakmaya Sulh Mahkemelerini görevli kılarken, 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun'un uygulama alanı içinde kalan kiralananları amaçladığında kuşku bulunmamaktadır. Gerçekten de, 6570 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde bu Kanunun uygulanması için kiralanan yerin mu-sakkaf (çatılı) bir taşınmaz olması gerekmektedir. Gayrimusakkaf taşınmaz mallar ise, Borçlar Kanunu'nun hükümlerine tabidir.
Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibariyle 6570 sayılı Yasa'nın uygulama alanı içinde bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk, 18.11.1964 tarih, 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur.
Her iki yasanın ilgili maddelerinin hukuki sonuç ve hükümleri ile koruma amaçları tamamen birbirinden farklıdır. Örneğin, kira parası, Borçlar Yasası'nın 248. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Borçlar Kanunu'na tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve kiralananın kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda, kira akdinin asli unsurlarından olan, kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeni ile artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Hal böyle olunca musakkaf olmayan ve BK'ya tabi olan yerlerde bir kira akdinin varlığından söz edilemeyeceğine göre, dava değeri gözetilerek görevin belirlenmesi kaçınılmazdır.
Somut olayda, davanın Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1994 tarih, 1994/3-174-1994/336 sayılı kararında ifade edildiği üzere, HUMK'nın 8. maddesinde anılan kira sözleşmesine dayanan bir kira tespit davası niteliğinde olmadığı anlaşıldığından, yıllık kira parası dikkate alınarak Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeniyle mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy