(442 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Dava dilekçesinde 2.500 TL tazminatın, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın husumet sebebiyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dilekçesinde, davacılar ile bir kısım köy sakini ve davalı olmak üzere toplam 11 kişinin, hayvanları adedince pay sahibi olacak şekilde 1 adet boğayı birlikte satın aldıklarını ve Nisan ayından beri hep beraber baktıklarını, davalının 21.11.2009 tarihinde zorla evine götürdüğü boğayı 28.11.2009 tarihinde 3.şahsa sattığını, parayı kendisinin aldığını ve davacılara payını ödemediğini, oysa aralarındaki sözleşmenin köy karar defterine de işletilerek yazılı hale getirildiğini belirterek davacıların hissesine düşen 2.500 TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı cevabında; boğanın köy tüzel kişiliği adına tüm köylünün parasıyla alındığını, kendisinin köy muhtarı olduğunu, ihtiyar heyetini toplayarak karar aldırdığını ve hayvanı sattığını, parasıyla zamanı gelince yeniden boğa alınacağını, her yıl böyle yaptıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; köy karar defteri içeriğinden her yıl köy tüzel kişiliği adına bir adet damızlık boğa alınıp zamanı geldiğinde tekrar satıldığı, elde edilen parayla yeniden boğa alındığını, davaya konu boğanın satışından elde edilen paranın E
Köyü adına bankaya yatırılması karşısında, boğanın köy tüzel kişiliğine ait olduğu, 442 sayılı Kanunun 36.md, göre köy muhtarlıklarının tüzel kişiliği bulunduğu ve köy muhtarınca temsil edildiğini, somut olayda ise davanın köy muhtarı olan E. E.'a karşı köy tüzel kişiliğini temsil sıfatı olmaksızın açıldığını bu sebeple davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda dava dilekçesi içeriğinden davanın köy muhtarlığına yöneltildiği ve dava dilekçesinin de köy muhtarı olan davalıya tebliğ edildiği ve davayı takip ettiği anlaşılmakla, temsilcide yanılma hasımda yanılma kabul edilmeyip, yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe husumet sebebiyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy