(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 29, 30, 468)
Dava: Dava dilekçesinde 1.862,84 TL borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili; müvekkili hakkında davalı kurum tarafından Adana 4. İcra Müdürlüğünün 2010/7775 Sayılı dosyasıyla keşideci olarak imzaladığı bono sebebiyle icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin eniştesi H. S.'ın iş kazası yaparak yaralanması sebebiyle ve acil olarak davalıya ait B
Hastanesine yetiştirildiğini, hasta kabulde senet imzalanmadan müdahale yapılamayacağının söylendiğini, müvekkilinin zor halinden faydalanılarak (müzayaka halinde) hukuka aykırı şekilde borçlandırıcı işlemin yapıldığını, bu sebeple davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, %40'dan aşağı olmamak üzere tazminat tayinine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili; dava dilekçesinde öne sürülen iddialarda sübjektif ölçütler esas alındığından ve tedaviden sonra SGK evrakları düzenletilerek ibraz edilmediğinden, idarenin işlemi yasal düzenlemelere uygun bulunmakla davanın reddini, %40 icra inkar tazminatının tahsiline hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, takip ve davanın dayanağı olan bononun, dava dışı H. S.'ın acil tedavisi sırasında güvence amacıyla davacı tarafından zor altında imzalandığı, bunun da, bir nevi, B.K.29 ve 30. maddelerde düzenlenen ikrah kurumuna benzerlik gösterdiği, kaldı ki, bir an için davacının iradesinin fesada uğramadığı kabul edilse dahi, bu durumda da, davacının senedi imzalama anındaki iradesi, kefalete yönelik olup, kefaleti B.K.468. maddede düzenlenen adi kefalet hükmünde olup, asıl borçlu olan tedavi gören hastaya gidip, tüm takip yollarını tüketmeden bu borcu kefilden isteyemeyeceği de açık olmakla davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içiriğine göre, davaya konu bononun 29.7.2007 tarihinde davacı tarafından keşideci olarak imzalandığı, bonoda temel alacak sebebi sağlık hizmeti olarak (malzemeli) olarak gösterildiği ve 11.6.20010 tarihinde takibe konulduğu anlaşılmaktadır. Davacı takip tarihine kadar müzayakaya altında imzaladığı gerekçesiyle bononun iptalini talep etmediği gibi, bu davada da müzayaka ve teminat olarak verildiği iddiasını ispat için yasal olarak geçerli delil gösterememiştir.
Mahkemece davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle müzayaka altında bulunduğunun kabulü bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy