(818 S. K. m. 24, 47, 49) (4721 S. K. m. 24, 26, 121, 174, 287)
Dava: Dava dilekçesinde 3.000 TL maddi: 2.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davalının maddi tazminata yönelik temyiz istemlerinin reddine, Davalının manevi tazminata yönelik temyiz istemine gelince;
Davacı, davalıya ait yakıt bayiinden dizel yerine kurşunsuz benzin konması sebebiyle aracında arıza meydana geldiğini, tatile giderken yolda kaldıklarını bu sebeple psikolojilerinin bozulduğunu belirterek 3.000,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi (Medeni Yasa 24), isme saldırı (Medeni Yasa 26), nişan bozulması (Medeni Yasa 121), evlenmenin feshi (Medeni Yasa 158), bedensel zarar ve ölüme sebep olma (Borçlar Yasası 47) durumlarından biriyle kişilik haklarının zedelenmesidir (Borçlar Yasası 49). Bunlardan Medeni Yasa'nın 24 üncü maddesiyle Borçlar Yasası'nın 49 uncu maddesi daha kapsamlıdır. Medeni Yasa'nın 24 üncü maddesinin belli yerlere yollaması sebebiyle böyle bir olgunun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar (örneğin; Medeni Yasa'nın 26, 174, 287); bunların dışında Borçlar Yasası'nın 49 uncu maddesi uygulanır.
Medeni Yasa'nın 24. ve Borçlar Yasası'nın 49 uncu maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşamla nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir.
Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat istemi reddedilmelidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacı tatile gitmek üzere Bingöl'den çıktığı yolda davalının Kütahya'daki benzin istasyonunda yanlış yakıt konması sebebiyle aracını tamir ettirmek üzere zorunlu olarak Eskişehir'de 8 gün ailesiyle konaklamak zorunda kalmış ve tatile gidememiş evine geri dönmüştür. Bu olay sebebiyle davacılar yaralanmamış ve yakınlarından ölen veya yaralanan da olmamıştır. Aracının arızalanmasından doğan zararı davacının iç huzurunu bozacak nitelikte bir olgu değildir. Manevi tazminatın koşullarını düzenleyen Borçlar Yasası'nın 49 uncu maddesine göre aracın uğradığı zarar kişinin sosyal, fiziki ve kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak benimsenemez.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.'nun 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 19.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy