MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Asıl dava dilekçesinde; suya vaki müdehalenin önlenmesi, birleşen davada, 33.650 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davaların reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili asıl davada; müvekkili olan ... Köyü tüzel kişiliğine ait yayladan çıkan ve kadimden beri yaylalarındaki arazilerin suladıkları ve aynı zamanda içme ve kullanma suyu olarak da kullandıkları ... ve ... adlı kaynaklarının daha önce (2002 yılında) Köy Hizmetleri ... Bölge Müdürlüğünce davalı köye içme suyu olarak tahsis edildiğini, bu tahsis kararının iptali için davacı köy tarafından açılan dava sonucunda; davalı köyün içme suyu ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli başka kaynaklarının buluduğu gerekçesiyle Manisa İdare Mahkemesince iptal edildiğini, buna rağmen dava konusu kaynakların yakınlarına bir kısım davalı köylüler tarafından ev yapılmak suretiyle suyun kullanımının engellenmeye çalışıldığı, davalı köylülerce kavga çıkartılmak suretiyle de devamlı müdehale edildiği ileri sürülerek davalı köyün suya vaki müdehalesinin önlenmesi talep ve dava edilmiştir.Birleşen dava dilekçesinde ise; davalı ... Köyünün davacı ... köyüne ait asıl davada belirtilen su kaynaklarına müdehalesi sonucunda davacıların (... köyü sakinleri) arazilerindeki mahsüllerin kuruduğundan bahisle davacılar tarafından ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/114 D.iş esas nolu delil tespitinde bulunulduğu tespit sonucunda zarar oluştuğunun belirlendiği ileri sürülerek davacı... için 8618 TL, ... için 8208 TL, ...için 2266 TL, için 2132 TL, ... için 2432 TL, ... için 2634 TL, ... için 4067 TL, Sefa için 2119 TL, Tahsin için 1174 TL maddi tazminatın davalı ... köyünden tahsili ile davacılara verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı köy, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, dava konusu sularının bulunduğu yerlere ilişkin kadostro davalarının açıldığını bu davaların halen derdest olduğunu mülkiyetlerinin nizalı bulunduğunu bu nedenle mülkiyet sorunu çözülmeden suya el atmanın önlenmesi davasının görülmeyeceğini, kadastro davalarının bekletici mesele yapılması gerektiğini, ancak Kadastro Mahkemesinde devam eden ve bekletici mesele sayılması gereken davalar hakkında aksi kanaat oluşsa bile mevcut delil durumuna göre dava ve birleşen dava bakımından davalının haksız müdahalesinin olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, zira, dava konusu suyun, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan meradan çıkan genel su niteliğinde olduğunu, genel sulardan ise; herkes kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanacağını, ihtiyacın belirlenmesi ve men'i müdahale taleplerinin sağlıklı olarak incelenebilmesi için; bölgedeki başkaca su kaynakları da nazara alınarak suların en az olduğu bir sulama döneminde, suyun debisinin ölçülmesi, içme suyunun özelliği öncelikle dikkate alınarak ihtiyacın belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulmasının gerektiğini, ancak, mahkememizce bu hususta keşif yapılmış ise de, keşfin karar vermeye yeterli olmadığını, zira bölgedeki ve dava dilekçesinde belirtilen tüm su kaynaklarının debisi ve toplam debisinin tespit edilmediğini, kadim kullanım hususunda da sulardan yararlanmayan başkaca köylerden temin edilecek mahalli bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması gerektiğini, yapılan keşifte tespit edilen mahalli bilirkişilerin ölümü ve bilirkişilikten çekilmeleri nedeniyle mahalli bilirkişilerin dinlenilemediğini, mevcut duruma göre davacının kadim hakkının ve davalıların müdahalelerinin varlığı ispat edilemediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, Birleşen davanın da ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekili tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.Dosyadaki delillere kurulan hükme göre birleşen dava olan tazminat davasının reddine ilişkin olarak kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur. Reddedilen birleşen dava yönünden hükmün ONANMASINA,Asıl dava yönünden temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; mahkemece de kabul edildiği gibi dava konusu sular meradan çıkmakta olup genel sudur. Genel sulardan herkes kadim hakkına göre faydalı ihtiyacına yetecek kadarını kullanabilir.Somut olayda; dava konusu kaynakların bulunduğu yerlere ilişkin Kadastro Mahkemesinde devam eden davalar eldeki davanın görülmesine engel değildir. O davaların kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur. Zira, dava mülkiyete ilişkin bir dava olmayıp, suya müdehalenin önlenmesi davasıdır. Su rejimi kurulmasına engel teşkil etmez. Kadastro Mahkemelerinin sonucunun beklenmesi yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Diğer yandan ise mahkemece; yazılı şekilde kadim hakkın ispatlanamadığından dava reddedilmiş ise de, bu hususta eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Şöyle ki, dava iki köyün arasında gerçekleşmekte olup komşu köylerden dava konusu kaynakların yerini ve kullanım şeklini iyi bilen tecrübeli, yaşlı, tarafsız bilirkişiler seçilmeli, seçilen bu mahalli bilirkişilere görevlerinin bir kamu görevi olduğunun hatırlatılarak hukuki ve cezai müeyyideleri belirtilerek, gerekirse emek ve mesailerinin karşılığı ücret takdir edilmeli, bu şekilde bu mahalli bilirkişilerin keşif mahallinde hazır edilmesinin sağlanarak keşif mahallinde dinlenmeli davacı ve davalı köy tanıkları da aynı şekilde keşif mahallinde dinlenmeli, keşfin jeolog, ziraatçı, kadastrocu üçlü bilirkişi marifetiyle suların en az olduğu bir zamanda yapılmalı, dava konusu sulardan başka tarafların yararlanabileceği su kaynakları varsa tespit edilip debileri ve tarafların arazileri ve suya olan ihtiyaçları belirlenmeli kadim hak mahkemece tespit edilip suya olan ihtiyaçlarına göre taraflar arasında nizayı tamamen sonlandırıcı nitelikte su rejimi kurulmasına karar verilmelidir.Açıklanan nedenlerle eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy