MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 2.250 TL ecrmisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 912,50 TL'lik kısmının kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili, dava konusu dubleks villanın inşa edildiği taşınmazların davacıların murisi ... ile dava dışı ... ve ... adına kayıtlı iken, muris ...’ın ½ hissesinin ketmedilmesi nedeniyle ... ve ... adına tesciline karar verildiğini, sonradan ... ve ...’ün bu taşınmazları dava dışı ...’a, ...’ın da davalının üyesi bulunduğu kooperatife satış suretiyle temlik ettiğini, kooperatifin de bu taşınmazlar üzerinde 72 adet villa inşa ederek ortaklarına dağıttığını, davacılar tarafından davalı ve diğer kooperatif üyeleri aleyhine açılan tapu iptali ve tescili davası sonucunda dubleks villanın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile hissesi oranında davacılar ve davalı adına tesciline karar verildiğini, ancak villanın davalı tarafından haksız olarak işgal edildiğini ileri sürerek; 24.12.2003 – 24.12.2008 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.250 TL ecrimisilin tahakkuk tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalının ölümü nedeniyle davaya dâhil olan yasal mirasçıları; davacıların bina üzerinde haklarının bulunmaması nedeniyle arsa üzerinden ecrimisile hükmedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.Mahkemece, davaya konu dönemde talep edilebilecek ecrimisili 8.340 TL olarak belirleyen bilirkişi raporu hükme esas alınarak (taleple bağlılık ilkesi gereğince) davanın kabulüne dair verilen karar; davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş ve Dairemizin 07.09.2009 gün ve 2009/13154 E. 13366 K. sayılı ilamı ile “Davacı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin dava hakkını saklı tutarak alacağın bir kısmını dava etmiştir. HUMK. nun 4. maddesine göre dava edilen alacağın son kısmı olmadığı ve alacağın tamamı da münazaalı bulunduğu takdirde alacağın tamamı gözönünde tutularak mahkemenin görevli olup olmadığının öncelikle saptanması gerekir. Mahkemece görev yönü incelenmeden davanın esası ile ilgili hüküm tesisi doğru değildir” gerekçesi ile bozulmuştur.Bozmaya uyan mahkemece; dava dosyası, ecrimisilin tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihten itibaren hesaplanması ve değerlendirmenin arsanın getirebileceği kira geliri üzerinden yapılması için ilk raporu düzenleyen bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş ve alınan bu rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 912,50 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Hemen belirtelim ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir.
Davada, tarafların paydaşı bulunduğu villanın davalı tarafça kullanıldığı ileri sürülerek; ecrimisilin, bu villanın getirebileceği kira geliri üzerinden belirlenmesi talep edilmiştir. Hal böyle olunca, ecrimisilin (arsa veya villa üzerinden verilip verilmeyeceği hususunun) görevli mahkemece belirlenebileceği düşünülerek; dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakkını saklı tutan davacı tarafa, villa üzerinden talep ettiği ecrimisil tutarının tamamının açıklatılması (1086 sayılı HUMK. md. 75/2, 179/2, 6100 sayılı HMK md. 31, 119/1-d ) ve görevin bildirilen değere göre belirlenmesi gerekmektedir.Ne var ki mahkemece; bozmaya uyulmasına rağmen, davada talep edilen toplam ecrimisil miktarı açıklattırılmayarak, usul ve yasaya aykırı hüküm verilmiştir.Kabule göre de, ecrimisil davaları haksız fiil benzeri davalar olup; ecrimisil miktarının en çoğu tam kar mahrumiyeti, en azı ise asgari kira bedelidir.Dosyada bulunan ilam suretlerinin incelenmesi neticesinde; ecrimisile konu edilen taşınmazın davacıların ortak miras bırakanı ... ve ... adına tapunun Eylül 1336 tarih 29-30-34-35 numaralarında paylı mülkiyet üzere kayıtlı iken bir kısım mirasçılar tarafından bu yerle ilgili olarak açılan senetsizden tescil davası sonucu mükerrer tapu kaydı oluştuğu, söz konusu kaydın davacıların açtıkları dava ile ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.6.1998 tarih ve 793/515 sayılı ilamıyla iptaline hükmedildiği, kararın derecaattan geçerek kesinleştiği ancak anılan dava devam ederken tescil tapusunun davalı kooperatife geçtiği, kooperatif tarafından da ferdi mülkiyete geçilmek suretiyle üyeleri adına intikalinin sağlandığı, bu nedenle davacıların kooperatifin üyeleri ile üyelerden satın alan kişiler aleyhine aynı nedenle dava açtıkları ve ... 2. Asliye Hukuk 20.07.2005 tarih ve 360/504 sayılı ilamıyla taşınmazda inşa edilen villalarda paydaş haline geldikleri anlaşılmaktadır.
Yukarda sözü edilen iptal ve tescil kararlarının geriye dönük (geçmişe şamil) hüküm ve sonuç doğuracağı, zira bu tür kararlarla, sadece devam eden mülkiyet hakkının belirlendiği ve yeniden bir mülkiyet hakkı meydana getirilmediği gerek uygulamada gerekse bilimsel alanda ortaklaşa kabul edilmektedir(HGK. 3.7.1996 gün ve 1996/405 E 1996/535 K).Bundan ayrı iptal hükmü ile birlikte dava dışı kooperatiften villaları edinen davalıların da iyiniyetli sayılamayacağı kuşkusuzdur.Şu durumda; davacılar, davalı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının kesinleştiği tarihe kadar arsa üzerinden, bu tarihten sonrası için ise villa üzerinden ecrimisil talep edebileceklerdir.Diğer taraftan, bu davadan önce davacı tarafın 1998 – 2003 dönemi ecrimisil alacağının tahsili için davalı aleyhine ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2003/1403 E. (2009/174 K.) sayılı davanın açıldığı taraflarca ileri sürülmüştür.Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; taraflar arasında aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’ nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber sonraki dönemde taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir. Eğer kesinleşen döneme ÜFE uygulanmadan ecrimisil hesabı yapılacaksa bunun nedenlerinin bilirkişi raporunda somut verilerle açıkça belirtilmesi gereklidir.Ne var ki mahkemece; yukarıda belirtilen davalara ilişkin dosyalar getirtilip incelenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Buna göre mahkemece yapılacak iş; öncelikle dava dilekçesinde saklı tutulan fazlaya ilişkin hakla ilgili bir araştırma yapılarak, ecrimisil tazminatının tamamının ne miktarda olduğunun belirlenmesi suretiyle görev hususunun açıklığa kavuşturulması, davanın mahkemenin görevine girdiğinin saptanması halinde ise, anılan dava dosyalarının getirilmesinden sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda hareket edilerek davaya konu dönem için talep edilebilecek olan ecrimisilin tespit edilmesi olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy