MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 9.500,00 TL asıl alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali takibin devamı %40 icra inkar tazminatnın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile asıl alacak ve asıl alacağın takip tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline yönelik itirazın iptali cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacı tarafından davalıya ait Kuşadası'nda bulunan arsanın alımı nedeniyle banka havalesi ile 09.12.2005 tarihinde 9500,00 TL havale ettiği halde tapu işlemlerinin yapılmadığı gibi paranın da iade edilmediği ileri sürülerek tahsili için yapılan icra takibine vaki haksız itirazın iptali istenilmiştir.Davalı, havalenin borç ödeme vasıtası olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davalının savunmasını ispat etmesi gerekeceğinden ve yemin teklif etmeyeceğini beyan ettiğinden davacının davasını ispat ettiğinin kabulü ile itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal oranda faiz yürütülmesi suretiyle takibin devamına karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.Borçlar Kanunu'nun 457 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe ( tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi ), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini ( havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ) ileri süren havaleci ( muhil ), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. ( Havale kavramı hakkında geniş bilgi için bkz: Prof. Dr. Arif.B.Kocaman. Türk Borçlar Hukukunda Havale, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayını, Ankara 2001; Yargıtay'ın bu konudaki uygulamasına örnek olarak: 11. Hukuk Dairesi'nin 28.9.1992 gün ve 1991/1956- 1992/9316 sayılı kararı ).Somut olayda, havaleci durumundaki davacı, değinilen yasal karine karşısında, davalılara yaptığı dava konusu havalenin, bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümü altındadır. Başka bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü davacıya aittir.Uyuşmazlıkta, 09.12.2005 tarihli banka havalesinde "borç kaydedilmiştir" ibaresinin davacı tarafından yazılıp yazılmadığı araştırılmalıdır. Havalenin, davacı tarafından gönderilmesinde mevcut bir borcun ödenmesi dışında bir alım satıma konu olup olmadığının ödemeden başka bir amaca yönelik bulunup bulunmadığının öncelikle incelenmesi gerekir.TMK'nun 6. maddesi hükmü gereğince karinenin aksini ileri süren davacı havalenin hangi amaçla yapıldığını kanıtlamak zorundadır (HGK'nun 12.03.2003 tarih ve 2003-3/118-158 sayılı kararı).Şayet, banka havalesindeki açıklama, davacının talimatı ise; aksini ileri süren davalı TMK 6. maddesi gereğince alacağını kanıtlamak zorunda kalmalıdır. Aksi halde ise; yani yazının bankacılık muamelesi sebebiyle banka tarafından yazılması durumunda havaleyi yapan davacının bir borcun ödenmesi amacıyla havaleyi yaptığı kabul edilerek aksini savunmayan ve buna göre alacağın varlığını da kanıtlamak zorunda bulunmayan davalıya TMK'nun 6. maddesi hükmü gereğince ispat yükünün bulunduğu belirtilmek suretiyle davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy