MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 8242,08 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davalı işçinin emekliliği sırasında memuriyette geçen 31.01.1978-14.07.1089 tarihleri arasındaki sürenin (11 yıl 1 ay 14 gün) eklenmek suretiyle 8 242,08 TL fazla tazminat ödendiği ileri sürülerek yasal faizi ile tahsili istenilmiştir.Davalı ise, aynı kurumda sadece usuleten istifa dilekçesi verilerek farklı statüye geçirildiğini İş Kanunundaki istifadan farklı olduğunu ve yapılan ödemenin yerinde olduğu belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.Mahkemece, Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre memuriyetten işçiliğe ara vermeksizin geçişte gerçek bir istifadan söz edilmesi mümkün bulunmadığından önceki memuriyette geçen sürenin 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/6. madde uyarınca kıdem tazminatı hesabına dahil edilmesi gerektiği, 31.05.1978-14.07.1989 arası döneme ilişkin kıdem tazminatı ödenmesinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gibi BK.'nun 62.madde hükmü gereğince de istirdatının talep edilemeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davalı işçinin kıdem tazminatı hesabında daha önce memur olarak kamu kurumunda çalışılan sürenin dikkate alınıp alınamayacağı noktasında bulunmaktadır.İşçinin kamu kurumlarında işçilikte geçen hizmetlerinin birleştirilmesi için önceki çalışmaların, fesih şekli itibarıyla kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona ermesi gerektiği 1475 sayılı yasanın 14/5. maddesinde açık biçimde düzenlenmiş olmakla, aynı kuralın memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışılan süre yönünden de değerlendirilmesi gerekir. Temel amacı işçiyi korumak olan İş Kanununun, işçi yönünden öngörmediği bir kuralın memur olarak çalışılan süre için uygulanması düşünülemez. Aksine çözüm tarzı, tüm süreyi işçilikte geçirdiği halde ilk dönem çalışması istifa ile sona eren işçi bakımından bir eşitsizlik ortaya çıkarır. İşyerinde memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışmış olan ve kendi isteği ile ayrılarak işçi olarak çalışmaya başlayan işçi yönünden yapılan işlemin prosedür gereği olduğundanda söz edilemez. İşçi daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçmiştir. Bu itibarla istifa ile sona eren memur ya da sözleşmeli personel döneminin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru olmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları da bu doğrultudadır (Yargıtay H.G.K. 15.10.2008 gün 2008/ 9-586 E, 2008/ 633 K. ; 28.11.2007 gün 2007/ 9-814 E, 2008/ 896 K.). İstifa ile sona ermemiş olan memuriyet dönemi ile sözleşmeli personel olarak çalışılan süreler 1475 sayılı yasanın 14. maddesinin 6. maddesinde sözü edilen özel tavan gözetilmek suretiyle tazminat hesabında dikkate alınmalıdır.Somut olayda; davacının memuriyet görevinden istifa etmek suretiyle ayrıldığı sabittir.İşyerinde memur ya da sözleşmeli personel olarak çalışmış olan ve kendi isteği ile ayrılarak işçi olarak çalışmaya başlayan işçi yönünden yapılan işlemin Hukuk Genel Kurulu kararında da değinildiği gibi prosedür gereği olduğundan söz edilemez. İşçi daha iyi şartlarda ve ayrı bir statüde çalışma yolunu seçmiştir. Bu itibarla istifa ile sona eren memur ya da sözleşmeli personel döneminin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması doğru olmaz.O halde mahkemece, davalıya yapılan ödeme bilirkişi incelemesi sonucu saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy