MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.800 TL ıslah ile haksız işgal tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne; 46.584,67 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp tereke temsilcisi ...'a verilmesi cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4800 TL haksız işgal tazminatının davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslahla talebini artırmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, mahkeme kararı davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece; "açılan davanın toplamda 46.584,67 TL ecrimisilin kabulü ile, yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp davacılara asaleten ve davacı ...'a tereke temsilcisi olarak verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" şeklinde hüküm kurulduğu görülmektedir.HMK.26.maddesinde; "Hakim, tarafların talep sonuçları ile bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez" düzenlemesi yeralmaktadır.Mahkemece, davacı tarafın talebi olmaksızın davalı tarafın haksız işgal tazminatından müteselsil olarak sorumlu tutulduğu, faizin başlangıç tarihi olarak da ıslah harçlarının yatırıldığı tarihlerin kabul edilmesi gerekirken, dava tarihinin kabul edildiği, yukarıda anılan yasa maddesi gözönüne alındığında bu uygulamaların doğru olmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemenin kuracağı hükmün açık, net, anlaşılır, infazda tereddüt yaratmayacak nitelikte olması gerekmektedir. Somut olayda, mahkeme tarafından oluşturulan hükmün bu özellikleri taşımadığı görülmektedir. Mahkemenin kurduğu hüküm fıkrasından davacıların hangi davalıdan ne miktarda haksız işgal tazminatı hakettiğinin belirlenmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, davada miras ortaklığına temsilci atanması kararından bağımsız olarak zaten taraf teşkili sağlanmış bulunduğundan davacı ...'ın ayrıca bu sıfatına yer verilmesine de gerek bulunmamaktadır.Mahkemenin hükme dayanak olarak aldığı bilirkişi raporunda tazminat miktarının 69.802 TL olarak hesaplandığı, murisler ... ve ...'nin veraset belgelerinden davacıların her iki murisin de miraslarının 2/3'üne sahip oldukları, bu nedenle davacıların hesaplanan tazminatın 46.535 TL sine sahip olabilecekleri, oysa mahkemece bundan fazlaya karar verildiği, bu belirlemenin de doğru olmadığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, açıklanan yönler incelenmeden yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy