MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde ıslah ile 69.250,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vek.Av.... geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı vek.Av.... geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 23.10.2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı belediyeden 16.06.1991 tarihinde satın aldığı taşınmazın 27.01.2006 tarihinde taşınmaza ait emlak vergisini ödemek için davalı ...’ye başvurduğunda arsa satışının iptal edildiğini öğrendiğini dava konusu arsa karşılığı olarak 1991 yılında davalı ...’ye ödediği 1.200,00 TL’nin arsanın rayiç değeri gözetilerek şimdilik 20.000,00 TL davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Mahkememizden verilen 15.11.2007 günlü, 2006/22 Esas, 2007/408 Karar sayılı ilk karar ile; davaya konu edilen tapudaki payın değeri olan 48.250,00 TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, bu kararın davalı tarafça temyizi üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 2009/302-2862 Esas ve Karar sayılı ilamı ile; taraflar arasında geçersiz sözleşme olduğundan, davacının sebepsiz iktisap kuralları gereğince, davalıya verdiği paranın ifanın imkansız hale geldiği tarihte ulaştığı değeri talep edebileceği gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamına uyularak yeniden yargılama yapılmış, davalıya ödenen miktarın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki ulaştığı değeri mali müşavir bilirkişi kanalıyla hesaplattırılmış, bilirkişi raporu benimsenerek, 2009/175 Esas, 2009/368 Karar sayılı hüküm ile, 19.713.116 eski TL (19,17 YTL)'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, kısa kararda 19.713,11 TL'nin tahsiline karar verildiği için, kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla davacı tarafından tavzih talebinde bulunulmuş, tavzih talebinin reddine ilişkin 14.10.2010 tarih ve aynı sayılı ek kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2010/18477 Esas, 2011/9590 Karar sayılı ilamı ile; "...Mahkemece kısa kararda 19.713,11 TL'nın davalıdan tahsiline, gerekçeli kararda ise, 19.713.116 eski TL (19,17 YTL)'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup, bu suretle, birbiriyle çelişkili hüküm fıkraları oluşturulmuştur...HUMK'nun 455-459 ve 80.maddeleri gereğince, hükümdeki meblağın tavzih yoluyla açıklanması gerekirken yazılı şekilde tavzih şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." denilerek tavzih kararının bozulmasına karar verilmiştir.Bozma ilamına uyularak mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda mahkemece; uyulan Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 2010/18477 Esas sayılı bozma ilamı da dikkate alınarak, 10.11.2009 tarih ve 2009/175 Esas sayısı ile 10.11.2009 tarihli duruşmada verilen önceki kısa karardaki 19.713,11 TL'nin; 17,71 Yeni TL (19.713,116 Eski TL) olarak tavzihine, bu tavzih kararının kesinleşen 2009/175 Esas, 2009/368 Karar sayılı gerekçeli hükmün altına şerh edilmesine karar verilmiş hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hükümlerin tavzihi; hükmün müphem olması veya birbirine aykırı (çelişik) fıkralar ihtiva etmesi halinde, hükmün gerçek anlamının meydana çıkarılması için başvurulan bir yoldur. HUMK’nun 455.maddesinde; “Hüküm müphem ve gayrivazıh olur veya mütenakız fıkralar ihtiva ederse icrasına kadar iki taraftan her biri ilamın tavzihini ve tenakuzun ref’ini isteyebilir" denmektedir. HUMK m.455’te belirtildiği gibi, açık olmayan veya çelişik fıkraları kapsayan hükümlerin açıklanması İstenebilir.Yargılamanın iadesine karar verilmedikçe veya hüküm temyiz edilip bozulmadıkça verilen hükmün değiştirilmesi mümkün değildir. Hükümlerin tavzihi de bunun bir istisnası olarak kabul edilemez. Hâkim burada hükmün başka türlü anlaşılmasını önlemek için gerçeği ortaya koymakla ödevlidir (Bkz.HGK, 25.06.2008 T., 2008/11-448 E., 2008/454 K.). Hâkim, tavzih yolu ile hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemez. Bir başka ifade ile, tavzih yolu ile kesinleşmiş olan hüküm sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez( Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı Baskı, 2001, cilt 5, sayfa 5270 vd.). Öte yandan, Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşüne göre maddi hata kazanılmış hak oluşturmaz. Açıklanan kuralların ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece, kısa kararda 19.713,11-TL’nin davalıdan tahsiline, gerekçeli kararda ise, 19.713.116- eski TL, (19,17-yeni TL)’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş olup bu suretle, birbiri ile çelişkili hüküm fıkraları oluşturulmuştur. Hüküm fıkralarında bir yazı ve hesap hatası bulunduğu ortadadır. Hüküm, bu haliyle açık değildir ve taraflarca mahkemeden hükmün açıklanması istenebilir. Kaldı ki, HUMK. m.80’e göre; “İki tarafın veya hâkimin,zahir ve açık olan yazı ve hesap hataları daima tashih olunabilir…”. Yine, HUMK. m. 459‘ da yer alan “İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına mütaallik hatalar ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istimaından sonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm zirine yazılır.” düzenlemesi gereğince hükümdeki hesap hatasının düzeltilebileceği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, HUMK’nun 455-459 ve 80. maddeleri gereğince hükümdeki meblağın tavzih yoluyla açıklanması gerekirken yazılı şekilde tavzih şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.Mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu, belirtilen nedenlerle yeterli inceleme yapılmadan mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 23.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy