MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 9.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 7.722,65 TL'lik bölümünün kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; müvekkili tarafından 28.12.2006 tarihinde satın alınan taşınmaz içerisinde davalı idareye ait trafonun yer aldığını, bu nedenle trafonun kaldırılması ya da kira sözleşmesinin tesis edilmesi davalı idareye başvuru yapıldığını, ancak yapılan bu başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile dava tarihinden geriye doğru beş yıllık dönem için 9.000 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, 09.12.2011 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın 7.722,65 TL’lik bölümünün kabulüne karar verilmiş, hüküm; davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. 6100 sayılı HMK. nun 279.maddesine göre, bilirkişi raporu denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; taşınmazın bulunduğu alanın ticari olarak geliştiği açıklandıktan sonra trafo binasının işgal ettiği alanın 15 m² olduğu ve bu büyüklükteki bir işyerinin dava tarihinde aylık 150 TL kira getirisinin olacağı gerekçe gösterilerek ecrimisil hesabı yapılmıştır. Açıklanan rapor, davaya konu yerin (trafonun davalı idarece yaptırılmış olması nedeniyle) arsa vasfındaki emsallerle kıyaslamasının yapılmaması ve dava tarihinde getirebileceği kira parasının belirlenmiş olması nedenleriyle eksik olup, hüküm kurmaya yeterli değildir.Bundan ayrı, davacının taşınmazı 28.12.2006 tarihinde satın aldığı gözetilmeyerek 15.08.2006 tarihinden itibaren ecrimisile hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.Buna göre mahkemece; benzer yerlerin kira sözleşmeleri (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) getirtilmeli, mahallinde üç kişilik bilirkişi kurulu (inşaat, mimar ve emlak) ile yeniden keşif yapılarak bulunan emsaller incelenmeli, bundan sonra bilirkişi kurulunca taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak dava konusu ilk dönemde arsa olarak serbest koşullarda getirebileceği kira parası rayice göre belirlenmeli, sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara TÜİK.’ce yayımlanan ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil hesabı yapılmalı ve ortaya çıkacak sonuca göre mahkemece uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.