MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 USD (15.850,00 TL) alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, dava dışı ... A.Ş. tarafından 650 000 USD sermayenin 100 000 USD’lik kısmının sözleşme hükmü gereğince davalının hesabına yatırıldığı halde yine aynı sözleşmeye göre tersane yapım işinde kullanılmadığı gibi ... AŞ.’ ye ödenmemesi nedeniyle dava dışı şirkete kendileri tarafından ödendiği ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10 000,00 TL’nin tahsili istenilmiştir.Davalı, öncelikle davanın zamanaşımından reddini bu olmadığı takdirde tarafı ve kefili olmadığı 23.02.2004 tarihli sözleşmenin kendisini bağlamayacağı gibi iade yükümlülüğü de getirmediği nedeniyle davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davalının sözleşmenin tarafı olmadığı ve sözleşmede davalıya geri ödeme hususunda herhangi bir yükümlülük getirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Borçlar Kanunu'nun 457 ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan havale, hukuksal nitelikçe (tıpkı onun özel biçimlerinden biri niteliğindeki çek gibi), bir ödeme vasıtasıdır. Eş söyleyişle, havalenin, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal karine mevcuttur. Bu yasal karinenin tersini (havalenin borcun ödenmesinden başka bir amaçla yapıldığını ) ileri süren havaleci (muhil ), bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut olayda, havaleci durumundaki dava dışı şirket ... A.Ş.’dir. Yukarıda değinilen yasal karine karşısında, davalıya yaptığı dava konusu havalenin, bir borcun ödenmesinden başka bir amaca yönelik bulunduğunu kanıtlama yükümü havaleciye aittir. Başka bir ifadeyle, havale kavramından hareketle yapılacak değerlendirmeye göre de, somut olayda kanıtlama yükümlülüğü dava dışı kişiye aittir. Ancak, havale ile gönderilen bu para davacı ile dava dışı şirket arasında yapılan 23.02.2004 tarihli sözleşmeye göre gönderilmiş olup ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/495-641 sayılı kararı gereğince sözleşmenin 7. maddesi hükmü uyarınca alacağın gecikme faizi dahil tahsiline karar verilmiş ve davacı tarafından dava dışı havaleciye (... A.Ş.) ödenmiştir. Gerek cevap dilekçesinde gerekse duruşma sırasında alınan diğer beyanlarında davalı tarafından havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği savunmasında da bulunulmamıştır.Davacının ileri sürdüğü vakıa (paranın gönderilmesi) davalı tarafından ikrar edilmekte; fakat, davacının iddia ettiği gibi bu paranın iade yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi bildirilmektedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanan İşbirliği ve Kar Paylaşımı başlıklı ve 23.02.2004 tarihli sözleşmenin 3.1 maddesi ile ön finansman meblağı olarak davacının hesabına 550 000 USD ve davalı ... hesabına 100 000 USD “sözleşmenin 2. maddesinde tanımı yapılmış iş için gönderildiği” sözleşmenin 2. maddesinde davacının yaptırdığı tersane için üst yatırımlır karşılığı ... A.Ş. tarafından 650 000 USD nakit sermaye konulmasının; 4.2 maddesinde ise davacının bu paranın hesaplara gönderilmesini müteakip işlemleri derhal başlatıp geri ödemeyi en geç 30.05.2004 tarihinde işlemleri tamamlayarak kar payı ve ana para tutarını ... A.Ş. hesabına transfer edeceğini hükme bağlamıştır.Davacı ile üçüncü kişi arasında yapılan sözleşmeye göre 100 000 USD’nin davalıya avans olarak verildiği aynı sözleşmenin 2. maddesine göre de ödemenin neden yapıldığının gösterildiği avans karşılığı yapılan bu ödemenin davalı tarafından iadesinin gerektiği düşünülmeksizin aynı sözleşmede iade yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesi ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,17.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy