MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.536,80 TL, birleşen dava dilekçesinde 6.719,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece birleşen davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; ... Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi kantin işletme hakkının Okul Aile Birliği Başkanlığı tarafından davalı ...'a devredildiğini, davalının işletmeci olduğu 14/02/2006 -15/06/2009 dönemini kapsayan elektrik, su, ısıtma gideri olmak üzere toplam 4.536,80 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiğini, ödeme yapılmadığını belirterek; faizi ile birlikte tahsilini, birleşen ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1699 esas 2010/2815 karar sayılı dosyasında, 14/05/2004-14/02/2006 tarihleri arasında aynı sebeple toplam 6.719,00 TL borcu olduğunu, ödenmesi konusundaki yazılı taleplerinden sonuç alınamadığını belirterek; ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek gecikme faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.Mahkemece, birleştirilen ... 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/1699 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulü ile 3.389,36 TL nin 08/05/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, sehven Mahkemenin 2010/336 Esas sayılı dosyasındaki 1.793,87 TL ve gecikme faizi hakkında karar verilmemiştir. Hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, HMK'nın 297.maddesi gereğince, mahkeme kararlarında istek sonuçlarının her biri hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Davaların birleştirilmesi durumunda, sadece yargılama süreci birleştirildiğinden, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olmaları nedeniyle, her dava için ayrı hüküm kurulması gerekir. O nedenle birleşen dava hakkında hüküm kurulmuş ise de, asıl dava hakkında unutma sonucu olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.