MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların murisinin 21.12.2007 tarihinde öldüğünü, murisin vasiyetname ile ... ili, ... ilçesinde bulunan taşınmazı torunu olan davalıya bıraktığını, murisin bu vasiyetname ile yasal mirasçılarının payını ortadan kaldıracak şekilde tasarrufta bulunduğunu, murisin vasiyetnameyi yaptığı tarihte 87 yaşında olduğunu, temyiz kudretinin yerinde olmadığını, murisin hayatta bir kızı bulunurken mallarını oğlundan olma toruna bırakmasının hayatın olağan akışına ters düştüğünü, murisin davalının aldatmaları sonucu bu vasiyetnameyi düzenlediğini iddia ederek; vasiyetnamenin iptal edilmesini, vasiyetnamenin iptaline karar verilmemesi halinde saklı paya tecavüz eden kısımların tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların sağlığında murisle ilgilenmediklerini, murise davalı ve annesinin baktığını, murisin vasiyetnameyi yaparken temyiz kudretinin yerinde bulunduğunu, murisin mal varlığının sadece dava konusu ev olmadığını, murisin başkaca mallarının da bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, murisin ölmeden önceki döneminde bakım ve gözetiminin davalının annesi tarafından yapıldığı, murisin mirastan mal kaçırma gibi bir niyetinin olmadığı, murisin davalının annesinin uzun yıllar bakım ve gözetimine karşılık dava konusu taşınmazı davalıya vasiyet ettiğinin anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava; vasiyetnamenin iptali ve tenkisi istemine ilişkindir. Davacı taraf davasını terditli açmış, öncelikle dava konusu vasiyetnamenin iptalini, iptale karar verilmediği takdirde murisin, ölüme bağlı tasarrufu ile davalıya yaptığı kazandırmanın tenkisini talep etmişTenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili yenilik doğurucu davalardandır.Tenkis davasının öncelikli koşulu; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür.Somut olayda muris, düzenlediği vasiyetname ile gayrimenkullerinden birini davalıya vasiyet ederek, ölüme bağlı tasarrufta bulunmuştur. Türk Medeni Kanunun 560/1. maddesine göre "Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler." Aynı Kanun'un 561/1. maddesine göre ise; "Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı olarak tenkise tabi olur" hükmüne amirdir.Mahkemece; murisin vasiyetname ile yaptığı tasarrufun, ölüme bağlı bir tasarruf olduğu ve mutlak tenkise tabi olduğu gözetilmemiştir. Mahkemenin davacıların tenkis talebini değerlendirmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.O halde mahkemece öncelikle; tereke mal varlığı tespit edilmeli, uzman bilirkişi heyetine tenkisle ilgili ayrıntılı bir hesap yaptırılmalı; davacılara, belirlenen değer üzerinden noksan harcı yatırmaları için süre verilerek, harç tamamlatılmalı; bundan sonra tenkis hükümleri doğrultusunda bir inceleme ve araştırma yapılarak, oluşacak sonuç dairesinde tenkis talebiyle ilgili bir hüküm kurulmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy