MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 18.48,85 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının davalıdan harici satış senedi ile bir taşınmaz satın aldığını, daha sonra bu taşınmazı yine harici senetle dava dışı ... isimli şahsa sattığını, ... 'nın taşınmaz üzerinde bina inşa ettiğini oysa bu taşınmazın aslında kısmen dava dışı ... isimli şahsın, kısmen Hazine adına kayıtlı olduğunun öğrenildiğini, Havva'nın bu nedenle davacı aleyhine açtığı tazminat davasının kabul edildiği ve Havva tarafından ilamın icraya konulduğunu iddia ederek , bahsi geçen takip dosyasındaki 18.486,85 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile öncelikle zamanaşımı itirazında bulunmuş ayrıca satım akdinin olağan koşullarda yapıldığını ve davacının bir zararının söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın açıldığı tarih itibariyle ödemenin yapılmadığı dava tarihi itibariyle davacı vekilinin dava açmakta hukuki menfaatinin olmadığı, kendisinin dava dilekçesinde geçen ödemeyi fiilen gerçekleştirmemiş olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.Somut olayda, yargılama sürecinde 6100 sayılı HMK yürürlüğe girmiş, mahkemece yargılamanın dilekçelerin teatisi safhasında bulunduğu ve bu safhada duruşma olmadığı belirtilerek dosyanın duruşmadan çekilmesine, işlemlerin dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiş, 18.01.2012 ve 16.03.2012 tarihlerinde re'sen dosya ele alınmış, bu aşamalarda taraflar çağırılmamış, 16.03.2012 tarihinde yapılan incelemede dosyada mevcut delil niteliği arz eden belge ve beyanlardan, HMK 320 ve devamı maddeleri uyarınca tahkikatı gerektiren bir durum olmadığı anlaşıldığı bildirilerek hüküm kurulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir.HMK'nun 320.maddesi basit yargılama usulune tabi davalarda uyulması gerekli kuralları anlatmaktadır. Oysa somut olayda dava asliye hukuk mahkemesinde açılmıştır ve HMK'nun 118 ve diğerleri maddelerinde açıklanan yazılı yargılama usulüne tabidir. 137.madde uyarınca mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir; gerektiği takdirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebilir. 139.madde uyarınca da mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir.Oysa somut olayda mahkeme tarafları önincelem duruşmasına davet etmemiş, tarafların yokluğunda yargılama yaparak davayı reddetmiştir.O halde mahkemece yapılacak iş ön inceleme duruşması için bir gün belirleyerek tarafları davet etmek ardından duruşmada HMK 140 ve diğerleri maddelerini uygulayarak yargılamayı bitirmek olmalıdır. Tüm bu hususlar göz ardı edilerek yukarıdaki gerekçeyle davanın reddi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy