MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava ve ıslah dilekçesinde 13.875 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacı çiftçilikle uğraştığı 922 ve 926 parselde kayıtlı tarlaların adına kayıtlı olduğunu, dava konusu olan davalıların murisleri ... adına 925 parselde kayıtlı tarlanın ise, davacının taşınmazlarının yanında bulunduğunu, uzun zamandan beri bu taşınmazın kendisinin olduğu zannıyla tarafından ekilip biçildiğini ve üzüm bağı haline getirildiğini, son zamanlarda davalıların müdahalesi sonucunda bu bağdan çıkartıldığını, bu nedenle tarafından yetiştirilen 600 adet bağ asması ve demir çubuklarının bedeli olan dava ve ıslah dilekçesindeki 13.875 TL alacağın sebepsiz zenginleşme kuralına göre davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kadastro tesbiti sonucunda davalıların murisi adına kayıtlı hale geldiğini, tesbit öncesi ve tesbit sonrasından beri uzun yıllardır davacı tarafından ekilip biçildiğini, davacı tarafından demir direk dikilmek suretiyle üzüm bağı haline getirildiğini, taşınmazın değerini artıracak şekilde ihya edildiğini, davacının kullanımının malik olan davalılar ve murisleri tarafından karşı konulup engellenmediğini, müdahalenin men'i davası açılmadığını, davalıların ve murislerinin bu şekilde sessiz kalmaları, davacının iyiniyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenle davacının dikip yetiştirdiği bağ asmaları ve demirlerinin bedeli olan 13.875 TL'nın davalılardan tahsiline karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kendi fidanını başkasının arazisine diken fidan sahibinin tazminat talebine ilişkindir. Bu nedenle uyuşmazlığın TMK.'nun 722 -729.maddelerine göre çözümlenmesi gerekir.
Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine yada kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar hakkında da uygulanır (TMK .). Malzeme sökülüp alınmazsa arazi malikleri, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
14/02/1951 tarih ve 1949/17 - 1951/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesinde iyi niyetli olup olmadığının mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulması gerekir.Somut olayda; dava konusu 925 parsel sayılı taşınmaz kadastro tespitleri sonucunda 02.07.1964 tarihinde davalıların murisleri adına tarla olarak tescil edilmiştir. Tapu kayıtları karşısında iyiniyet iddiasında bulunulamaz; dosyada davalılar ve murislerinin dava konusu yere ilişkin davacının kullanımıyla ilgili açık muvafakatları yoktur. Davalıların men'i müdahale davası açmamaları ya da sessiz kalmaları muvafakat ettikleri anlamına gelmeyeceği gibi davacıyı iyiniyetli kılmaz. Bu nedenlerle davacı kötüniyetli zilyet konumundadır. Bu durumda tazminatın kapsamıda; TMK.'nun 723-729 md.hükmü gereğince belirlenmelidir. Madde de "Hakimin hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı en az değeri geçmeyebilir" sözlerinin kullanılmış olması, bu yönde hakime bir taktir hakkı vermiş olduğunu kanıtlar. Hakim, takdir hakkını TMK. 4.md. uyarınca kullanmalı ve somut olayın özelliğini de gözeterek taşınmaz malikinin yararlanma derecesini, zenginleştiği miktarın kapsamını belirlemelidir.Öyle ise, mahkemece; az yukarıda yapılan açıklamaların ışığında asmalar yönünden "gereçlerin en az değeri" belirlenmeli, davalıların asmalardan yararlanma derecesi ve enazından davalıların bu asmaları odun olarak kullanılıp kullanamayacakları gibi hususlar değerlendirilmeli ve bu zararın kapsamı uzman bilirkişi raporu ile belirlenerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Demir çubuklar yönünden ise; sökülüp götürülebilir olduğundan bu yönden talebin reddine karar verilmelidir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu açıklanan hususlara değinmediğinden karar vermeye elverişli bulunmayan bilirkişi raporu sonucunda, yeniden uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucu dairesinde karar vermek gerekir. Belirtilen bu sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.