MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.459,37 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, TÜİK uzman ve uzman yardımcılarına denetim tazminatı ödenmesinin mümkün olmadığı halde davalıya yersiz ödeme yapıldığını beyanla 3.459,37 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; ödemenin hatalı olmadığını, 60 günlük dava açma süresi geçirildikten sonra açılan davanın yersiz olduğunu davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; Danıştay İçtihad Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarih ve 1968/c 1973/14 sayılı kararına istinaden 60 günlük dava açma süresi geçtikten sonra dava açıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmekle Dairemizin 2010/15453-17982 sayılı ilamı ile “salt hatalı ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca istenip istenemeyeceği tartışılmadan yazılı gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir” gerekçesiyle hüküm bozulmuş, bozmaya uyularak “olayda açık hata ve ya davalının idareyi hataya düşürecek bir eyleminin bulunmadığı, iade döneminde elinde bir mal varlığı kalmadığı” gerekçesiyle davanın yeniden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya kapsamından, davalıya yapılan ödemenin yasal düzenleme bulunmadığı halde, hatadan kaynaklandığı sabittir.BK.nun 62. maddesi gereğince, borç olmayanı rızası ile ödeyen kimse yanlışlığa düştüğünü ispat ettiği takdirde ödediğini geri isteyebilir. Bu madde de belirtilen yanlışlık eda ile ilgili olup, edada bulunanda bağışlama irade ve arzusunun bulunmadığını gösteren bir yanılmadır. Başka bir deyişle davacı idarenin hataya düşmeseydi, davalıya edada bulunmayacağı anlamına gelmektedir.HGK'nun 5.12.1984 tarih, l982/13-387 E.- 1984/ 997 K. sayılı kararı ile; idarenin herhangi bir şart tasarrufuna dayanmayan, salt hatalı ödemelerin idare tarafından BK.nun sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenebileceği açıklanmıştır.Geçerli bir nedene dayanmaksızın, bir kişinin malvarlığından, diğerinin mal varlığına aktarılan değerlerin, eksiksiz iadesi amacıyla kanunda sebepsiz zenginleşme hükümleri konulmuştur. Böylece haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından yararlanarak kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri vermesi yükümlülüğü getirilmiş, hukuksal sonuçların tamamlanması, düzeltilmesi amaçlanmıştır.O nedenle zenginleşme mal varlığının aktifinin artması, pasifinin azalması ya da fakirleşmekten kurtulma şeklinde gerçekleşebilir. Yani ikame değerlerinde sebepsiz zenginleşme kavramı içinde iadesi gereken fazlalıklar olarak algılanması gerekir.Mahkemece, davalının haksız ödenen miktarı harcaması nedeniyle ikame ettiği değerlerde mal varlığında zenginleşmeyi sağlamakla iadeye karar vermek gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy