MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 20.000 TL (ıslah ile 36.000 TL) alacağın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili 30.10.2009 tarihli dilekçesinde; 2001 yılında davalıdan bedelini ödeyerek haricen satın aldığı traktörün üzerindeki haczin kaldırılmaması nedeniyle satışını üzerine alamadığını, 27.04.2009 tarihinde aracın haczedilerek Bölge Trafik Müdürlüğünce muhafaza altına alındığını, davalıların aracın teslimini sağlayamadığı gibi ödenen payıda iade etmediklerini belirterek, 20.000 TL alacağın (ıslah ile 36.000 TL) davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevabında, traktörün 2001 tarihinde satılıp davacıya teslim edildiğini, 8 yıldır kullandığını, bedel davacıya ödenirse, kendilerinin de ecrimisil talep hakkı doğacağını, davacının ihmali nedeniyle trafik devri yapılamadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, resmi şekilde yapılmayan sözleşmenin geçersiz olduğu, davacı vekilinin yargılamada traktör için 20.000 DM verildiğini beyan ettiği ve davalı vekilinin bu miktarı reddetmeyip, devir yapılmamasında davacının kusurlu olduğu ve 8 yıldır aracı davacının kullandığı ve kira ödemesi gerektiğini ileri sürdüğü, geçersiz satış nedeniyle davacının ödediği 20.000 ... Markının denkleştirici adalet gereğince dava tarihi itibariyle bilirkişilerce saptanan karşılığı olan 36.000 TL'nin davalıdan tahsiline hükmedilmiştir.Hükmü davalı vekili temyiz etmektedir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, her ne kadar mahkemece harici taşınmaz satışı için uygulanan denkleştirici adalet ilkeleri davaya konu traktör satışı için de uygulanmış ve 2001 tarihinde traktör satış bedeli olarak ödendiği kabul edilen 20.000 ... Markı'nın dava tarihinde ulaştığı bedele hükmedilmiş ise de, haricen taşınmaz satışı için ödenen paralar ülkemizde yıllardan beri yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle hızla değer kaybederken, harici satıma konu taşınmazların bununla ters orantılı olarak değer kazandığı bilinen bir gerçek olduğu için haricen taşınmaz satın alan şahısların mağduriyetinin önlenmesi ve sattıkları taşınmazları yıldan yıla değer kazanan satıcılara karşı bir nebze de olsa zararlarının asgariye indirilmesi ve bu şekilde korunması için ülke gerçekleri de gözetilerek, denkleştirici adalet ilkeleri Yargıtay İçtihatları doğrultusunda uygulama alanı bulmuş ve bu alandaki yasal boşluğun bu şekilde doldurulması cihetine gidilmiştir. Ancak, araç satışlarından da aynı durumun varlığından sözetmek ülke gerçekleri ile bağdaşmaz. Zira, haricen satılan araçlar, taşınmazların aksine yıldan yıla eskimekte ve değer kaybına uğramaktadır. Başka bir anlatımla, davaya konu olayda da olduğu gibi davacının davalıya traktör için ödediği para enflasyon karşısında değerini koruyamamış ise de, 2001 yılında satılan traktör de geçen zaman içinde değer kaybına uğramıştır.Hal böyle olunca, taraflar arasında Karayolları Trafik Kanununun 20/d maddesine aykırı olarak düzenlenen geçersiz sözleşme nedeniyle davacının ancak verdiğini geri isteyebileceğinin kabulü zorunludur. Somut olayda, dava dilekçesinde araç bedeli 20.000 TL olarak açıklanmış, davacı vekili yargılamada traktör için 20.000 ... Markı verildiğini beyan etmiş, sonraki celselerde ise davalı vekili aracın 5.000 ... Markına satıldığını beyan etmiş olup, araç bedeli ihtilaflı olmakla birlikte, mahkemece alınan bilirkişi raporunda aracın satış tarihi olan 2001 yılındaki bedelinin 16.000 TL olduğu belirlenmekle, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda, aracın satış tarihindeki bedeli olan 16.000 TL'ye hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.