MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kiracı tarafından yaptırılacak satış standının standartlara ve sözleşmeye uygun olduğunun tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, kiracı olan davacı tarafından yaptırılacak yeni satış standının standartlara ve taraflar arasındaki kira sözleşmesine uygunluğunun tespiti talep edilmiştir.Mahkemece, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak; 1086 sayılı HUMK'un 8.vd maddelerine göre, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi asıl, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi ise istisna niteliğinde olup, konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen davalar ile yasanın açık bir biçimde Sulh Hukuk Mahkemesini görevlendirmediği bütün davalar Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Sulh mahkemesince (değer gözetilmeksizin) bakabilecek tesbit davası kira tesbitine ilişkin olup, bunun dışındaki tesbit istemlerinde Sulh Hukuk Mahkemesi görevli değildir. 1086 Sayılı HUMK döneminde açılan davalara ilişkin olarak eski kanun hükümlerinin uygulanması istisnai olarak HMK geçici 1 ve 2.maddelerinde düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK’nın geçici 1.maddesine göre ''Bu Kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz.'' Buna göre, dava tarihi itibariyle (03.03.2011) somut olayda 1086 sayılı HUMK. nun göreve ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Mahkemeler arası görev ilişkisi kamu düzenine ilişkin olduğundan dava sonuçlanıncaya değin mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.Somut olayda uyuşmazlık, davaya konu olan satış standının standartlara ve sözleşmeye uygun olduğunun tespitine lişkin olup, nitelik itibariyle davanın konusu para yada para ile değerlendirilebilen bir husus değildir.Mahkemece, bu yön gözönünde bulundurularak öncelikle görev hususunun düşünülmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy