MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde taraflar arasındaki kira ilişkisinin tespiti ile davalının yarattığı muarazanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacının davalıya ait mecurda, 13.11.2003 tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olduğu, davalının davacıya 16.09.2010 tarihli bir yazı göndererek, kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve 31 12.2010 tarihi itibariyle tahliye istendiğinin bildirildiği bu nedenle taraflar arasındaki kira ilişkisinin tespiti ile davalının yarattığı muarazanın önlenmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili, mecurun vakıf taşınmazı olması nedeniyle 5737 sayılı yasaya tabi olduğu ve kira süresi sonunda sözleşmenin kendiliğinden yanilenmeyeceği böylece davacının mecuru tahliyesinin gerektiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, vakıf taşınmazlarının kira sözleşmelerinde de 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun uygulanacağı, davacının kiracılık sıfatının sözleşme sonunda sona ermiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. HUMK'nun 8/2 fıkrasında değerine bakılmaksızın kira sözleşmesine dayanan her türlü tahliye, akdin feshi yahut tespit davaları, bu davalarla birlikte açılmış kira alacağı ve tazminat davaları ve bunlara karşılık olarak açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kalacağı belirtilmiştir. Kiracılığın tespiti ve muarazanın önlenmesi davası bunlar arasında sayılmamaıştır. Bu durumda görevli mahkemeyi belirlemede davanın değeri, bu bağlamda bir yıllık kira bedeli esas alınır. Bir yıllık kira bedelinin 7230 TL olan görev sınırının üzerinde olduğunun anlaşılması durumunda davaya bakmak Asliye Hukuk Mahkemesinin örevi içinde kalır.Mahkemeler arası görev ilişkisi kamu düzenine ilişkin olduğundan dava sonuçlanıncaya değin hakimce re'sen dikkate alınmalıdır.Mahkemece, açılan davanın HUMK 8/2 maddesi gereğince Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi içinde kalmadığından mahkemenin görevsizliğine, talep halinde görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.