MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 6.100,00 TL alacak için itirazın iptali ile inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin müteahhit davalıdan daire satın aldığını, dairenin tapu ve abonmanlık masraflarına karşılık davalının banka hesabına 7.100,00 TL ödeme yapıldığını, davalının tüm abonmanlık ve tapu işlemlerini yerine getirmiş olmasına rağmen uhdesinde kalan avansı iade etmediğini, bunun üzerine masrafları avanstan mahsup ederek davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılacak masrafın önceden belirlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle ortalama bir avans miktarı tespit edilerek davacıdan alındığını, masrafların toplam bedelinin 24.02.2010 tarihinde kesin olarak belli olduğunu, bu tarihten önce kesin miktarın belirlenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemece; davaya konu icra takibinin yapıldığı tarih itibariyle harcamaların devam ettiği, davacının yatırmış olduğu paranın iadesini isteme hakkı doğmadan icra takibini zamansız başlattığı, davayı erken açtığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava; ödenen masraf avans bedelinden iadesi gereken kısımla ilgili başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Uyuşmazlık; masraf avans bedelinin iadesi borcunun takip ve dava tarihinden önce muaccel hale gelip gelmediği ve davalı tarafça işlemlerin yapıldığı sürenin makul süre olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Medeni Kanunun 2. maddesi gereğince herkes haklarını kullanırken ve borçların ifa ederken iyiniyet kaidelerine riayetle mükelleftir. Bir hakkın sırf gayrı ızrar edilen suistimalini kanun himaye etmez.Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen ve maktu nitelikte olan sözleşmenin 7. maddesinde tapu harcı, emlak beyannamesi, abonmanlık masrafları gibi giderlerin ödenmesi için davalı şirkete 7.100,00 TL avans olarak ödenmiştir. Davacı, davalı şirkete son ödemeyi 16.07.2008 tarihinde yapmış; icra takibini 15.01.2010'da başlatmış; davayı 12.03.2010 tarihinde açmıştır. Davalı şirket yapılacak masraflara ilişkin işlemlerini 24.02.2010 tarihinde tamamladığını ifade etmiştir. Bilirkişi raporunda; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 4.076,38 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir. Buna göre mahkemece; davalının tahsilden itibaren yaklaşık iki yıl sonra işlemleri tamamladığını beyan etmesinin Medeni Kanunun 2. maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığı, davalı tarafın yapması gereken harcamaları makul süre içinde yapıp yapmadığı araştırılmaksızın davanın erken açıldığı gerekçesi ile davanın reddi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.O halde mahkemece yapılacak iş, davacının ödeme tarihi ile davalının harcama tarihi arasında geçen sürenin; bu harcama ve işlemlerin yapılması için gerekli makul süre olup olmadığını araştırmak ve hasıl olacak sonuç dairesinde objektif iyiniyet kuralları da gözönüne alınarak karar vermek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy