ÖZET: KISITLANMAYI GEREKTİREN BİR DURUMU BULUNAN KİMSE MAHKEME KARARI İLE KISITLANARAK, KENDİSİNE BİR VASİ ATANIR. KISITLININ TEK BAŞINA DAVA AÇMASI MÜMKÜN OLMAYIP, YASAL TEMSİLCİSİ OLAN VASİSİ TARAFINDAN TEMSİL EDİLMESİ GEREKİR.
KAMU DÜZENİNE İLİŞKİN OLAN DAVA VE TARAF EHLİYETİ DAVA ŞARTLARINDAN OLUP, YARGILAMANIN HER AŞAMASINDA MAHKEMECE RES’EN GÖZETİLMESİ GEREKİR. MAHKEMECE DAVACININ GERÇEKTEN TARAF SIFATINA SAHİP OLDUĞU TESPİT EDİLDİKTEN SONRA DAVA KONUSU HAKKIN ESASINA İLİŞKİN İNCELEME YAPILABİLİR. TARAF EHLİYETİ DAVANIN TARAFLARININ KİŞİLİKLERİYLE İLGİLİ OLDUĞU HALDE, TARAF SIFATI DAVA KONUSU SÜBJEKTİF HAKKA İLİŞKİNDİR. DAVACI VEYA DAVALI OLMA SIFATI BULUNMADIĞINDAN SIFAT YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE DAİR VERİLEN KARAR, DAVANIN DİNLENEMEYECEĞİNE İLİŞKİN BİR KARAR OLMAYIP, TARAF SIFATININ BULUNMADIĞINI TESPİT EDEN ESASA İLİŞKİN BİR KARARDIR.
DAVACI HAKKINDAKİ VASİ TAYİNİ KARARININ DEVAM ETMESİ HALİNDE, VASİ TAYİN EDİLEN KİŞİ TESPİT EDİLEREK DURUŞMA GÜNÜ TEBLİĞ EDİLİP, VASİ TAYİN EDİLEN KİŞİ ADINA DAVA AÇILABİLMESİ İÇİN VESAYET MAKAMINDAN İZİN KARARI ALIP İBRAZ ETMESİ İÇİN SÜRE VERİLMELİ, BU EKSİKLİKLERİN TAMAMLANMASINDAN SONRA, DAVACININ MAKUL SÜRE İÇİNDE ADİL YARGILANMA HAKKININ ŞARTLARININ OLUŞMASI İLE VE SUNULAN DELİLLERE GÖRE YARGILAMA YAPILIP HÜKÜM KURULMALIDIR.
(4721 s. MK m. 8, 48)
(6100 s. HMK m. 27, 31)
Dava dilekçesinde 1000 TL manevi tazminat ile araçların davalılar adına tesciline karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup, gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde, davalılara motosiklet sattığını, ancak davalıların devrini almadıklarını, bu nedenle de Kaymakamlık’tan kendisine verilecek olan yiyecek, yakacak ve para yardımının iptal edildiğini, bu iptal işlemi nedeni ile mağdur olduğunu, beyan ederek, her bir davalıdan ayrı ayrı 500 TL manevi tazminat ile, araçların trafikteki tescillerinin davalılar adına yapılmasına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, manevi tazminat talebinin reddi ile, motorların mülkiyetlerinin davalılara geçtiğinin tespitine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, 17.06.2004 tarihinde davacının mahkeme kararı ile kısıtlandığı ve kendisine vasi olarak Mustafa’nın tayin edildiği, kısıtlılık kararının kaldırıldığına ilişkin dosyada herhangi bir delilin bulunmadığı, buna rağmen davanın kısıtlı davacı tarafından açıldığı ve yürütüldüğü, en son celse ise, vasi olarak mahkeme kararı ile atanan şahıs dışında bir kişinin gelerek, davanın onun huzuru ile sonuçlandırıldığı, kararın da gene kısıtlı tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Kısıtlanmayı gerektiren bir durumu bulunan kimse mahkeme kararı ile kısıtlanarak, kendisine bir vasi atanır. Vasi, vesayet altındaki kısıtlıyı hukuki işlemlerde temsil etmekle görevlidir (MK madde 403).
Kısıtlının tek başına dava açması mümkün değildir. Davada yasal temsilcisi olan vasisi tarafından temsil edilmesi gerekir.
Dava ehliyeti ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu hususlar kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmelidir.
Somut olayda, davacı vesayet makamı tarafından 17.06.2004 tarihli karar ile kısıtlanmış olup, kendisine bir vasi atanmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 396 ve devamı maddelerinde açıklandığı gibi, hukuki ehliyetsizlik iddiasında kısıtlı kayıt maliki sağ ise, kendisine yasada öngörüldüğü biçimde vasi tayin edilmesi, vasinin de vesayet makamından izin almak suretiyle (Türk Medeni Kanunu’nun 462/8. md.) kısıtlının bütün menfaatlerini korumak, hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlü olduğu açıktır.
Bilindiği üzere taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti Medeni Hukuk’taki, medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul Hukuku’nda büründüğü şekildir. Gerçekten, kimlerin taraf ehliyetine sahip bulundukları Medeni Kanun’a göre belirlenir (HUMK m. 38, MK m.8, m. 48).
Buna göre medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (MK m. 8) ve tüzel (MK m. 48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine sahiptir. Taraf olma ehliyeti, medeni haklardan yararlanma hakkının bir sonucu olup; usul hukuku ilişinde süje olma, usul hukukundan yararlanma yeteneğidir.
Her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir; dolayısıyla gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan istifade ehliyeti ölümle sona ereceğinden, ölmüş olan kişinin taraf ehliyeti yoktur.
Bir davada tarafların, taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındandır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olmadığı mahkemece kendiliğinden gözetilir ve dava esasa girilmeden reddedilir.
Öte yandan sıfat, dava konusu sübjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) ilke olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı o hakkın sahibine ait olacaktır. Buna uygulamada aktif husumet denilmektedir.
Bu noktada, husumet konusu davanın her safhasında ileri sürülebilir ve mahkemece re’sen, karşı tarafın, bu yollu bir savunmanın yapılmasına rızası olup olmadığına bakılmaksızın, incelenerek gözönünde tutulur.
Hemen ifade etmek gerekir ki, davacı olma sıfatı, dava konusu hakkın sahibine ait olduğundan, mahkemece davacının gerçekten taraf sıfatına sahip olduğu tespit edildikten sonra ancak dava konusu hakkın esasına ilişkin inceleme yapılabilir.
Taraf ehliyeti davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Bir davada taraf olarak gösterilen kişi, taraf ehliyetine sahip olsa bile, bu kişinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yok ise, dava konusu hakkın esasına dair karar verilemez. Davanın sıfat yokluğundan reddine dair verilen karar, davanın dinlemeyeceğine ilişkin bir karar olmayıp, taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden esasa ilişkin bir karardır.
Bu bağlamda mahkemece, öncelikle davacı hakkındaki vasi tayini kararının devam edip etmediğinin tespit edilmesinden sonra, devam etmesi halinde ise, vasi tayin edilen kişi tespit edilip, bu kişiye duruşma günü tebliğ edilerek, vasi tayin edilen kişi adına dava açılabilmesi için vesayet makamının izni gerekeceğinden (MK madde 462/8) vasiye dava açmaya izin kararı alıp ibraz etmesi için süre verilip, bu eksikliklerin tamamlanmasından sonra, HMK 27 ve 31., Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/1-3, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 8 ve HMUK’nın 77. maddelerine göre, davacının makul süre içinde adil yargılama hakkının şartlarının oluşması ile ve sunulan delillere göre yargılama yapılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nın 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy