MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 15000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, babasının 18.07.2001 tarihinde 282 parseli 5. Jandarma Er Eğitim Taburunun ...’na yerleşmesi amacı ile 15000,00 TL ödeneceğinin taahhüt edilmesi nedeniyle devredildiği halde parasının ödenmediği ileri sürülerek dava tarihi itibariyle 3/8 miras hissesi karşılığının tahsili istenilmiştir.Mahkemece, davacının murisinin sağlığında bu sözleşmeye itiraz etmediği ve geçerli olarak tapuda devir edilen taşınmaz için bedel davası açılamayacağı nedeniyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu taşınmazın muris adına tapuda kayıtlı bulunduğu ve muris tarafından yapılan satış ile taşınmazın davalı Hazineye intikal ettiği; davacıdan başkaca mirasçıların da olduğu anlaşılmaktadır.Öncelikle şu hususa açıklık getirmek gerekir. Davacı mirasçı, miras şirketinin haiz olduğu (terekeye ait) davanın tamamı için değil de sadece kendi paylarına isabet ettiğini iddia ettikleri miktarın ödenmesi için davayı açmışlarsa, iştirak halindeki paylarda tasarruf (örneğin dava) caiz olmadığından ve dava diğer mirasçıların hissesine düşecek payları da kapsamadığından, böyle bir davaya diğer mirasçıların katılması ile devam edilmesine olanak yoktur; yani, dava diğer mirasçıların katılması ile de sağlık kazanamaz; davanın hiç bir araştırmaya gerek kalmaksızın reddi gerekir.TMK’nun 640/IV fıkrasına göre; “Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.” Ancak, TMK’nun 640/4 fıkra hükmü, mirasçılardan biri ya da bir kısmının başvurabileceği yasal yolları “terekedeki hakların korunması” sınırlı tutmuştur. Açılan dava veya başvuruda yasal yolun bu nitelikte olmadığı durumlarda ana kural (TMK.md.702/II) geçerli olup, bir ya da bir kısım mirasçının istemi, sıfat yokluğundan reddedilecektir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacı; muristen intikal eden taşınmazın sözleşmeye aykırı olarak bedelinin ödenmediği iddiası ile alacak davası açmıştır. Böyle bir durumda, ana kural gereğince; birlikte hareket etme gereği vardır. Bu nedenle elbirliği (iştirak) halindeki mülkiyet kuralları (TMK. md. 640,702) gereğince, miras ortaklığının (terekenin) tümüne ilişkin davaların, bütün mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir (zorunlu dava arkadaşlığı).
Davacı mirasçı, kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Davayı tüm mirasçıların birlikte yürütmeleri gerekir. Bir davada, tarafların taraf ehliyetine sahip olmaları dava şartlarındadır. Bu nedenle, davanın taraflarından birinin taraf ehliyetine sahip olup olmadığı mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilir ve dava esasa girilmeden (mesmu olmadığından) reddedilir. Şu var ki, mahkeme davacıların açtığı davayı hemen reddetmemelidir. Mahkemece, diğer mirasçıların davaya katılması (icazet vermelerini) sağlaması veya terekeye temsilci tayin ettirmesi (TMK.md. 640) için davacılara uygun bir süre verilmelidir. (Karş. 11.10.1982 gün ve 3/2 sayılı İçt. Bir. Kar.) O halde, mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy