MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin yerine getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; davacının murisi ...'ın ... 20.Noterliğinin 08/01/1997 tarih 1030 yevmiye nolu düzenlemiş olduğu vasiyetnamesi ile ...'ta ki 632 ada 384 'de kayıtlı 1.kat 10 nolu evini davacıya vasiyet ettiğini, vasiyetnamenin ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/06/2005 tarihli 2002/536 E.- 2005/286 K.sayılı dosyasıyla açılmasına karar verildiğini, diğer ilgililer tarafından da vasiyetnamenin iptali davası açılmadığını, böylece vasiyetnamenin kesinleştiği ileri sürülerek vasiyetname ile davacıya bırakılan taşınmazın muris adına olan kaydının iptali ile vasiyet alacaklısı davacı adına kayıt ve tescili talep ve dava edilmiştir.Davalılar vekili cevabında; muris vasiyetçinin vasiyetnamenin tanziminden sonra vasiyete konu aynı malı bu sefer 17/04/1998 tarihinde aynı vasiyet alacaklısı (davacı) ...'ya ölünceye kadar bakma vaadi karşılığında devrettiğini, muris daha önce vasiyet ettiği taşınmazı sonradan ölünceye kadar bakma aktiyle davacıya devrederek böylece şartlarında daha da ağırlaşarak TMK. 544.maddesine göre vasiyetnameyi ivazlı hale getirdiğini bu şekilde de vasiyetnamenin konusunun kalmadığını ve vasiyetin ortadan kalktığını; ayrıca bizzat muris (vasiyetçi) tarafından sağlığında davacı hakkında ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde 03/12/2001 tarihinde davalının (eldeki davanın davacısı) kendisine bakmadığını bu nedenle ölüncaya kadar bakma vadiyle davalıya bırakılan taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptaliyle davacı (muris) adına tesciline ilişkin dava açıldığını, yargılama aşamasında murisin öldüğünü davaya diğer mirasçılarının devam ettiğini ve yargılama sonucunda, davalının ölünceye kadar bakma vaadini yerine getirmediği murise bakmadığından dolayı ölünceye kadar bakma vaadiyle davacıya bırakılan taşınmazın tapu kaydının iptali ile davaya devam eden murisin mirasçıları üzerine miras hisseleri oranında tesciline karar verildiği ve deracetten geçerek kesinleştiğini bu şekilde vasiyetnamenin ortadan kalktığı ileri sürülerek davanın reddini dilemişlerdir.Mahkemece, muris tarafından davacıya vasiyet edilen taşınmaz daha sonra yine muris tarafından sağlığında davacıya ölünceye kadar bakma aktiyle temlik edildiği, vefat anında bu malın murisin terekesinde bulunmaması sebebiyle davacı talebin ortadan kalktığını, muris tarafından açılan ve diğer mirasçılar tarafından devam edilen Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen...4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/8 E.- 2008/5 K.sayılı ilamı ile; davalının ölünceye kadar bakma vaadini yerine getirmediği gerekçeyle davacıya bırakılan taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davaya devam eden davacı mirasçıların payları oranında tesciline karar verildiğini, böylece davacının mahkeme kararı ile kaybettiği bu taşınmazı ile ilgili eldeki tenfiz davasını açmasının hukuki sebebinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içeriğinden; muris, 08/01/1997 tarihinde noterde yaptığı vasiyetnamesi ile ...'ta adına kayıtlı 1.kat, 10 no'lu bağımsız bölüm meskeni davacıya vasiyet ile bırakmıştır.Vasiyetname ... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/06/2005 tarih, 2002/536 E.-2005/281 K.sayılı ilamı ile usulüne göre açılıp usulen okunmuştur.
Muris vasiyetnameden sonra 17/04/1998 yılında aynı taşınmazı yine aynı kişiye(davacıya) ölünceye kadar bakma vaadi karşılığı davacı adına tapusunu devretmiştir.
Muris tarafından bizzat ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 03/12/2001 tarihinde davacı aleyhine, kendisine bakmadığı gerekçesiyle ölünceye kadar bakma vadiyle bıraktığı bu taşınmazın tapusunun iptal edilerek adına tescili için dava açmış, muris yargılama aşamasında (21/08/2002) vefat etmiş, davaya diğer mirasçılar devam etmiş, yargılama sonunda da, davalının (eldeki davanın davacısı) ölünceye kadar bakma aktinin yerine getirmediği gerekçesiyle davalı adına olan tapunun iptali ile davaya devam eden mirasçıların miras hisseleri oranında iptali ile bu mirasçılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 28/11/2007'de kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Vasiyetname, ölüme bağlı bir tasarruf olup, ölüm halinde hukuki sonucu doğurur.
Türk Medeni Kanunun 542.maddesinde; miras bırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen şekillerden birine uymak suretiyle, yeni bir vasiyetname yaparak önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir. Hükmü, 543.maddesinde miras bırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir. Aynı yasanın 544/1.maddesinde; mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetname onun yerini alır. 2.fıkrasında belirli mal bırakma vasiyetide vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarufta bulunmasıyla ortadan kalkar" hükümleri yer almaktadır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2002 günlü 2002/2-874 E.- 893 K.sayılı ve 19/09/2011 tarihi; 2012/3-235 E.-600 K.sayılı ilamlarında da bahsedildiği gibi vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda, muris 08/01/1997 yılında noterde yaptığı vasiyetnamesi ile sahibi bulunduğu meskeni muayyen mal vasiyeti ile davacıya temliki tasarrufta bulunmuştur. Aynı taşınmazı 17/04/1998'de vasiyet ettiği aynı kişiye Borçlar Kanununun 511. maddesine göre ölünceye kadar bakma aktiyle temlik etmiş, bu tasarrufun iptali için muris tarafından ...4.Asliye Hukuk Mahkemesine dava açılmış, davaya bir kısım mirasçılar devam etmiş, yargılama sonucunda, ölünceye kadar bakma vaadiyle davacıya bırakılan taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davaya devam eden mirasçılar üzerine miras payları oranında tesciline karar verilmiş, bu karar kesinleşmiştir.Kesinleşen bu karar ile ölünceye kadar bakma akti neticede yapılan temliklere konu tasarrufun geçersiz olduğu sabit hale gelmiş, vasiyetnameye konu bu gayrimenkul terekeye geri dönmüştür.743 sayılı Medeni Yasanın 491.maddesi ve 4721 sayılı Yeni Türk Medeni Yasanın 544.maddesinin 1.fıkrasında, mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamladıkça, sonraki vasiyetname onun yerini alacağı, 2.fıkrasında ise; belirli mal bırakma vasiyeti (muayyen mal vasiyeti) sözkonusu olduğunda ise, vasiyetnamede aksi belirtilmedikçe mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufla bulunmasıyla ortadan kalkacağı ifade edilmiştir. Ölünceye kadar bakma akdi ile yapılan tasarruf ile vasiyetnamenin daha da kuvvetlendirilmesi iradesi ile yapılmış olması sebebiyle, "vasiyetname ile bağdaşmayacak şekilde sağlararası tasarrufla temlik etme" şeklinde değildir.Vasiyet, tek taraflı bir hukuki işlemdir. Bu özelliği nedeniyle vasiyetten dönüş (rücu) hiçkimsenin muvafakatına tabi tutulmamıştır. Vasiyetçi dilediği zaman ve neden göstermeksizin vasiyetinden dönebilir.Hiç şüphe yoktur ki "rücu serbestliği" bir çift tarafı işlem olan ölünceye kadar bakma sözleşmesinde sözkonusu değildir. Burada kural olarak mirasbırakan tek taraflı bir irade beyanı ile dönemez. Ancak, mirastan iskat sebepleri doğmuş, miras sözleşmesinde bu hak saklı tutulmuş, karşı taraf kendi borcunu yerine getirmemiş ya da iradeyi sakatlayan hallerin varlığı gerçekleşmiş ise, tek taraflı rücu (dönme) olanaklı hale gelir. Vasiyetten dönüş, eylemli, zımme ya da açık bir biçimde yapılabilir.Mirasbırakan vasiyette bulunduktan sonra vasiyeti ile bağdaşmayacak nitelikte olmak üzere ve ölüme bağlı olmayan bir tasarrufla, vasiyete konu şey üzerinde bir tasarrufta bulunursa, bu davranış ilk vasiyetten rücu anlamını taşır.MK'nun 491.maddesi gereği sağlararası kazandırma ile vasiyet konusu malın, vasiyetnamede yazılı kişilere değil, başkalarına satılması vasiyetten dönme olarak değerlendirilmektedir.Vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerekir.Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle temlik edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile vasiyetname konusuz kalmamıştır. Vasiyetname geçerliliğini korumaktadır (HGK 06.11.2002 gün ve 2-874-893 K). Zira, sağlararası temlik tasarrufu ile vasiyetnameden dönülmemiştir. Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir bağıttır (B.K.m.511). Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlu suda bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer (B.K.m.514). Hemen belirtmek gerekirki, bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması, yada alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.Kural olarak; bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karsısında, aslolan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır (B.K.m.l8). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı olayda, uygulama yeri bulur (HGK. 28.01.2009 gün ve 1-827 E.-31 K.).
Bu bağlamda; akitte bağış amacının üstün tutulduğu açıktır. Aktin ivazlı olduğundan söz edilemeyeceğinden görünürdeki ölünceye kadar bakım sözleşmesi tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli sözleşmede şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tesbitini ve tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Zira; vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerekir (HGK 06.11.2002 gün ve 2-874 E.- 893 K.).Somut olayda; yapılan satış değil temliki bir tasarruf olup, iptal olunmuş ve muris adına taşınmazın tapu kaydı geri dönmüştür. Zira, akitte bağış amacı üstün tutulmuş, vasiyetnamedeki iradenin pekiştirilmesi amacı güdülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; ölünceye kadar bakıp gözetmek sözleşmesi basitçe taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen, bazı yönleri itibarıyla talih ve tesadüfe, ayrıca şekle bağlı bir sözleşme şeklinde tanımlanabilir. Nitekim, söz konusu sözleşme B.K.nun 511.maddesinde, “kaydı hayat ile bakma mukavelesi, akitlerden birinin diğerine ölünceye kadar bakmak ve onu görüp gözetmek şartıyla bir mamelek yahut bazı malların temlikini iltizam etmesinden ibaret olan bir akit” olarak tarif edilmiştir.Anılan yasanın bu ve devamı maddelerinin açık hükümlerin de belirtildiği gibi ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile, bakım alacaklısı sözleşmeye konu olan mamelek veya bazı mallarının mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme, bakım borçlusu da kural olarak bakım alacaklısını kendi ailesi içerisine alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer.
Bilindiği üzere; bakım borçlusunun bakıp gözetmek yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece bakım alacaklısını ailesi içerisine alıp, ikametini temin etme yanında, besleme giydirme hastalığında hekime götürüp, gerekli ihtimamı gösterme, manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama gibi ödevleri de içerisine alır. Kuşkusuz bakım borçlusu yükümlülüklerini yerine getirirken, aldığı malların kıymetine, bakım alacaklısının önceden sahip olduğu içtimai mevkiine ve hakkaniyet kurallarına göre hareket etmek zorundadır. Öte yandan, yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin sonuçları BK.nun 517.maddesinde açıklanmış sözleşmeden doğan ödevlere aykırılık yüzünden ilişki çekilmez olmuşsa, ya da başka önemli nedenlerle ilişkinin sürdürülmesi aşırı ölçüde güçleşmiş veya olanaksız hale gelmişse taraflardan herbirinin tek yanlı olarak sözleşmeyi fesh etme, verdiği şeyi geri alma hatta karşı tarafın kusurlu olması halinde tazminat isteme hakkı tanınmıştır.
O halde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen bakım borçlusuna karşı bakım alacaklısı her zaman fesih hakkını kullanabilmekte, fesih geçmişe etkili (makable şamil) olmak üzere sözleşmeyi sona erdirdiğinden verdiği şeyi de geri isteyebilmektedir (HGK 13.04.2011 gün ve 1-701 E-130 K).Sağlararası kazandırma ile vasiyet konusu malın, vasiyetnamede yazılı kişilere değil, başkalarına adlandırılması halinde "vasiyetten dönme" olarak nitelendirilmektedir. Vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerekir. Ana ilkeler bunlar iken, somut olayda vasiyete konu taşınmaz mal başkalarına değil, vasiyetnamede gösterilen kişiye "ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile" temliki tasarruf yapılmıştır. Yüksek 2.Hukuk Dairesinin 03.03.1995 gün ve 3162/3880 sayılı içtihadında da belirtildiği üzere "ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile yapılan temliki tasarruf iptal olunmasa idi; vasiyetname konusuz kalacaktı. Oysa, tapu kaydı iptal olunduğundan" vasiyet geçerliliğini korumuştur. (Ö.U.Gençcan Miras Hukuku Ank. . 370, 371).Görüldüğü üzere "Sağlararası Kazandırma" ile vasiyet konusu malın vasiyetnamede yazılı kişilere değil, "üçüncü şahıslara satılması" vasiyetten dönme olarak değerlendirilecektir. (a.g.e.sh.371) Sağlararası işlemin iptali için dava açılmış ise sonucuna göre karar verilmelidir.Bu bağlam ve sonucuna göre, vasiyetname ayakta olup, geçerliliğini korumaktadır. Mahkemece, davanın kabulü ile vasiyetnamenin tenfizine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17/10/2012 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Ölüme bağlı bir tasarruf olan vasiyetname, ölüm halinde hukuki sonuç doğurur. TMK'nun 542-544.maddelerindeki düzenlemeye göre, mirasbırakan yeni vasiyetname düzenleyerek ya da öncekini yok ederek veya ilk vasiyetnameden sonra yapacağı sağlararası bir tasarruf ile ölümüne kadar her zaman vasiyetnameden dönebilir. Vasiyetten dönmenin gerçekleşmesi için, sonraki sağlararası kazandırmanın geçerli bir satışa dayanması gerekir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları da bu şekildedir. Sayın çoğunluk ile bu konuda düşünce farklılığımız yoktur. Ancak, somut olayın özelliği vardır.Somut olayda; mirasbırakan önce davaya konu vasiyetname ile maliki olduğu evi karşılıksız (ivazsız) olarak doğrudan muayyen mal vasiyeti ile davacıya bırakmış, yine aynı vasiyetname ile başka taşınmazını da mirasçısı ...'a vasiyet etmiştir. Sonradan yaptığı miras mukavelesi şeklinde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle aynı taşınmazını davacıya devir etmek suretiyle, davacı yönünden vasiyetnamenin şartlarını daha da ağırlaştırarak ivazlı hale getirmiştir. Sonradan yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesi yasaya uygun olup, bağış ve mirasçılarından mal kaçırmak amacı ile yapılmadığı da tartışmasızdır. Davacı tarafından ölünceye kadar bakma sözleşmesi koşulları yerine getirilmediğinden, mirasbırakan sağlığında, davacıya verdiği ve vasiyete konu taşınmazın tapu kaydının iptali konusunda dava açmıştır. Tapu iptal davasının devamı sırasında bakım alacaklısı mirasbırakanın ölümü üzerine, davaya mirasçıları tarafından devam edilmiş ve davacının bakım borcunu yerine getirmediğinden, ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bırakılan taşınmazın tapusu iptal edilerek mirasçılar adına tescil edilmiştir.Sayın çoğunluğun dayandığı, Hukuk Genel Kurulunun 06/11/2002 günlü 2002/2-874 E.- 893 K.sayılı ve 19/09/2012 tarihi; 2012/3-235 E.-600 K.sayılı kararlarının somut olayla ilgisi yoktur. Bu kararlara konu olan olaylarda, mirasbırakanın ölümünden sonra, mirasçılar tarafından muris muvaazası nedeniyle tapu iptal davası açılmış ve murise bağlı nedenle tasarruf iptal edilmiş ve böylece muvaaza nedeniyle sonraki tasarruf yapıldığı tarihten itibaren geçersiz hale gelmiştir. Olayımızda ise, karşılığı olan (ivazlı) şekilde iki tarafa borç yükleyen ve geçerli olan ölünceye kadar bakma akdi ile yapılan tasarruf ile muris vasiyetten dönmüştür. Kısaca, muayyen mal vasiyetini ivazlı hale getirmiştir. Muris tarafından açılan dava sonucunda yapıldığı sırada geçerli olan tasarruf, davacının bakma edimini yerine getirmediği gerekçesi ile iptal edilmiştir.Tapunun iptal nedeni, muvazaa olmadığından, yukarıda yazılı HGK Kararlarına konu olan olaylarda olduğu gibi, geçersiz bir sözleşmeden (tasarruftan) bahsedilemez. Vasiyetnameden sonra yapılan bu tasarruf geçerlidir. Vasiyetname ve sonra yapılan tasarrufta asıl olan murisin iradesine saygı ve iradesinin yaşatılmasıdır. Yukarıda da açıklandığı gibi; muris, davacı yönünden vasiyetnamenin şartlarını ağırlaştırıp, ivazlı hale getirmekle Sayın çoğunluğun üçüncü şahıslara satım örneğinde belirttiği gibi vasiyetten dönmüştür. Murisin kendi isteğiyle iptal ettirdiği tasarruf nedeniyle dönülen vasiyetnamenin ayakta olduğu ve geçerliliğini sürdürdüğü şeklinde yorum yapılamaz. Zira, sonra yapılan baştan geçerli tasarrufla artık vasiyetten dönüldüğü de açıktır. Vasiyetname, geçerliliğini korumadığından tenfiz kararı da verilemez.
Açıklanan gerekçe ile, davanın reddedilmesi gerekirken, yazılı şekilde red kararı sonucu itibariyle doğrudur. Hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy