MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4716,52 TL alacak yönünden itirazın iptali faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı ... A.Ş. vekili dava dilekçesinde, davalı (...) hakkında ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2008/3960 esas sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, davalının, gecikme zammına itiraz ettiğini, itiraz edilen 4716.52 TL alacak yönünden itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevabında; talep edilen gecikme zammının faize faiz niteliğinde olduğunu,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından dava konusu edilen borcun karar verilmeden önce 12.10.2010 tarihinde icra dosyasına yatırıldığını, davanın konusuz kaldığını, bu nedenle usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını talep etmiştir. Dosya içerisinde bulunan ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2008/3960 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, 12.10.2010 tarihli tahsilat makbuzu ile borçlu ...'den 7746 TL'nin tahsil edildiği ve “borçlu ... yönünden dosya borcu bitmiştir” yazısının İcra Müdürü tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 188.maddesinde, “Hâkimin re’sen nazarı dikkate alması kanunen iktiza eden hususlar” deyimi ile dava şartlarının kastedildiği ve bu nedenle dava şartlarının mahkemece kendiliğinden gözetileceği hususu öğretide de kabul edilmektedir. Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu da dikkate alınmalıdır. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerdendir. Bu nedenle önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını Yargıtay kendiliğinden gözetebilir. Bu durumda mahkemece 12.10.2010 tarihli tahsilat makbuzu ve icra müdürü yazısı içeriği değerlendirilerek dosya borcunun karar verilmeden önce davalı (borçlu) tarafından kapatıldığının tespit edilmesi halinde davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aksi takdirde ise şimdiki gibi davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece 12.10.2012 tarihli tahsilat makbuzu ve icra müdürü tarafından imzalanan “borçlu ... yönünden dosya borcu bitmiştir" yazısı değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy