MAHKEMESİ:TİCARET MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 141.245,09 TL'nin tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptali ile %90 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davacı site yönetiminin 16.07.2004 tarihinde site içinde bulunan işyerlerinin güvenlik, alt yapı, enerji ve asfalt gibi sitenin her türlü ihtiyacını karşılamak amacıyla oluşturulduğunu, davalıya ait gayrimenkulün de site içinde olup tüm hizmetlerden yararlandığını ancak davalının aidat, çevre düzenleme ve asfalt katılım bedellerini ödememesi üzerine davalı aleyhine girişilen takibe itiraz edildiğini ileri sürerek,icra takibine yapılan itirazın iptali ile %90 inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı cevabında; dava konusu arsaların bağımsız bölüm olup site yönetimine dahil olmadıklarını, yönetim planında herhangi bir sıfatla imzasının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile takibin 41.400,00 TL üzerinden devamına, asıl alacak olan 36.530,56 TL'nin %40'ı olan 14.612 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, İİK.nun 67/2.maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının itirazın iptali davası sonunda haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunların yanında; alacağın likit (hesap edilebilir) olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması gerekir.Davacının dava konusu ettiği alacak likit olmayıp, yargılama ve bilirkişi raporu ile belirlenmiş bulunmasına göre, likit olmayan alacak için icra inkar tazminatı talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ve yanılgılı değerlendirme ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy