MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde şimdilik 8000 TL ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacıya ait otoparkın davalı tarafından işgal edildiğini beyan ederek 31.5.2004 – 12.5.2006 tarihleri arası şimdilik toplam 8000 TL. ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı savunmasında, davacıya ait otoparkı kullanmadıklarını, kendi şirketlerine ait otoparkın bulunduğunu ve burayı kullandıklarını ifade etmişlerdir.Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, bu kararın temyizi üzerine, Dairemizin 9.10.2008 tarih ve 12736 -16431 sayılı kararı İşgalin varlığının tespiti maddi vakıa olup tanık beyanları ile ispata usuli bir engel yoktur. Mahkemece, taraf delillerinin tümü toplanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi usulsüzdür.” Gerekçesi ile bozularak, mahkemesine iade edilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiştir. Yargılama sırasında dinlenilen davacı tanığı, 2007 yılının Haziran ayına kadar davacı şirkette çalıştığını, dava konusu yerin davacıya ait otopark olduğunu, buna rağmen davalı şirket çalışanları tarafından arabalarının park edilmesi suretiyle kullanıldığını, kullanımın devam etmesi üzerine de bu davanın açıldığını ifade etmiştir. Davalı tanıkları ise, davalı şirket çalışanlarının araçlarını, davalı şirketin otoparkına bıraktıklarını, dava konusu yeri kullanmadıklarını, davalı şirkete gelen misafir ve müşterilerin yer bulamayınca, dava konusu yere araçlarını park ettiklerini, bu konuda davalı tarafından müşterilere herhangi bir talimat verilmediğini ifade etmişlerdir.Mahkemece, 22130 TL. ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.Ecrimisil, kötü niyetli şagilin ödemekle sorumlu olduğu bir tür tazminattır. Ancak tazminata hükmedilebilmesi için davacının kötü niyetli işgali ve işgal süresini ispat etmesi gerekmektedir. Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri iddiasını ispat ile yükümlüdür. (MK.md.6). Buna göre ispat yükü ilk önce davacı tarafa düşer.Davacı tarafın iddiasını ispat yönünden tanık beyanına dayanmış,yargılama sırasında dinletmiş olduğu şirket çalışanı olan tek tanık, davalının dava konusu yeri kullandığını beyan etmiştir.Ancak otopark olan taşınmazın kullanım süresi, miktarı, taşınmazın ne kadarlık bölümünün davalı tarafından kullanıldığı, konularında açıklayıcı beyanda bulunmamıştır. Bu açıdan tanık beyanı, ecrimisil tayin ve takdirinde yeterli bulunmamıştır.Ecrimisil getirebilecek bir taşınmazda sürekli bir kullanım, sürekli bir işgal arzu ve iradesinin ve tasarrufunun bulunması gerekir. Hakimiyet alanında bırakma sonucundaki eylemin haksız olarak kabulü neticesinde hüküm kurulmalıdır. Geçici kullanımların, uzun süreli işgal iradesinin varlığını göstermeyeceğinden hakimiyet alanındaki tasarrufu göstermez.
Dava konusu taşınmazın tamamı 1100 metrekare olup, 150 araç kapasitelidir. Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, taşınmazın tamamına ilişkin hesap yapılmış ve mahkeme tarafından da bu rapor esas alınarak ecrimisile karar verilmiştir. Bu durumun kabulü davacıya ait bulunan otoparkın, davacı tarafından hiç kullanılmadığı sonucunu doğuracaktır ki, dosya münderecatından, böyle bir durumun bulunmadığı açıktır.Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar ışığında, dava konusu taşınmazın davalı tarafından kullanılan bölümünün ve süresinin açık ve net olarak belirlenmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi 20.07.1999 gün ve 1999/1 E.-1999/33 K. sayılı ilamında; sonuç olarak; 18.06.1927 günlü, 1086 sayılı "Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu"nun 87.maddesinin son tümcesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.İptal edilen kısım son cümledir. "Müddei ıslah suretiyle müddeabihi tezyit edemez" amir hükmünü içermektedir.Görüldüğü gibi bundan böyle şartlar elverdiği zaman miktar artırılabilecektir. Bu iptal kararı ıslahın diğer maddelerinde değişiklik yapmamıştır. Bu nedenle, yukarda bahsedilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı varlığını sürdürmektedir.Bu görüşümüzü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.10.2003 gün ve 2003/9-596 E.-601 K.sayılı ilamıda "...bozmadan sonra ıslahla dahi dava sebebinin değiştirilmesinin olanaklı olmamasına göre, yerel mahkemenin davacının bozmadan sonra verdiği dilekçesini esas alarak davanın genel hükümlere dayalı tazminat davası olduğu yönündeki nitelendirmesi doğru olmadığından..." demek suretiyle teyit etmektedir.Kabule göre ise, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, Yargıtay bozma kararından sonra ıslah mümkün bulunmadığından, davacının ıslah ile artırdığı miktar üzerinden kabul kararı verilmesi de doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy