MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçelerinde, davacıların murislerinin resmi vasiyetname düzenleyerek davalıya mirasçı olarak nasbettiğini, ancak vasiyetnamenin geçersiz olduğunu beyan ederek, vasiyetnamenin iptaline olmadığı takdirde mahfuz hisseleri oranında tenkise karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Mahkemece, vasiyetin iptali talebinin kabulüne, tenkis talebinin reddine karar verilmiş, verilen bu karar Dairemizin 25.5.2010 tarih ve 2010/3389-9280 sayılı kararı ile ve “TMK.nun 558/2.maddesi gereğince vasiyetnamenin yok hükmünde kabul edilen kısmının iptali ile yetinilmesi ve tenkis davası ile ilgili toplanan deliller çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılarak hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde vasiyetnamenin iptali davasının tamamı yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.” Gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, vasiyetnamenin iptali talebi yönünden davanın reddine, tenkis talebinin de kabulüne karar verilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, bozma kararına uyulmasına karar veren mahkeme, bunun üzerine bozma kararı gereğince yargılamaya devam eder. Yargıtay'ın bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermekle yükümlüdür. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hak (usuli kazanılmış hak) doğmuştur.Bu itibarla, mahkemenin sonraki hükmünün bozma kararında gösterilen esaslara aykırı bulunması bozma nedenidir.Somut olayda mahkemece, Dairemizin yukarıda tarih ve numarası belirtilen bozma kararına uyulmuş, ancak yine bozmadan önceki karar gibi vasiyetnamenin iptali davasının tümden kabulü yönünden hüküm tesis edilmiştir.
Bozma kararımızda da belirtildiği üzere Davacıların murisinin, 31.10.1996 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinde; davalı ... mirasçı nasbedilmiştir. Vasiyetnamenin, içeriği itibariyle; bazı yükümlülüklerin imkansızlık taşıdığı kabul edilebilir ise de; TMK'nun 557.maddesinde iptal sebepleri tahdidi olarak sayılmış olup, bu yükümlülüklerin yerine getirilmesinin imkansızlığı; iptal sebebi olarak madde kapsamına girmemektedir. Ancak, vasiyetnamenin, 5 ve 6.maddesinde konulan yükümlülükler içerisinde (vasiyetçinin kızıyla ilgili tasarrufu) yok hükmende kabul edilmelidir. Zira, 5.ci maddesinde "Müteveffa eşim Fahrünnisa Perihan Boyacıoğlu ve onun murislerinden bana veraseten intikal edecek gayrimenkullerdeki hisselerimin yeterli miktarının vakıf tarafından nakde çevrilmesini ve bir fon oluşturulmasını, daha sonra da fonun, kızım ... tarafından kendisine annesinden ve annesinin murislerinden intikal edecek gayrimenkullerdeki hisselerinin yeterli miktarının paraya çevrilmesi ile oluşturulacak olan fonla birleştirilmesini ve fonun 4/5'i ile ... adına ...Vilayeti sınırları içinde bir sağlık tesisi inşa ettirilmesini istiyorum" denilmekte, 6.maddesinde ise; "oluşturulan fonun 1/5'inin geliri ile de vakıf statüsüne uygun başarılı ve maddi desteğe muhtaç öğrencilere burs verilmesini, bursların... adına verilmesini istiyorum" denilmekte olup; vasiyetçi, bu maddelerde kendisine ait olmayan, tasarrufunda bulunmayan (kızına ait) şeyi de vasiyet ettiğinden; TMK'nun 515/3.maddesi gereğince, bu husustaki vasiyeti yok hükmünde (yapılmamış) kabul edilmelidir.Öyle ise mahkemece; yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, TMK'nun 558/2.maddesi gereğince, vasiyetnamenin yok hükmünde (yapılmamış) kabul edilen kısmının iptali ile yetinilmesi gerekirken vasiyetnamenin tamamının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy