MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.200 TL ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde; davacıların ... 'nin davalının ... 'in mirasçısı olduğunu, ... 'nin de ... 'in mirasçısı olduğunu, ... ve ... köyündeki ortak taşınmazları davalının tek başına kullandığını belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam 4200 TL ecrimisilin kademeli olarak işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının taşınmazı payı oranında kullandığını, intifadan men edilmediğini, çekilen ihtara kadarda kullanma isteğinin bildirilmediğini, ihtar tarihinden önceki dönem için ecrimisil istenemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece tarafların paydaş olduğu, intifadan men koşulunun gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekili temyiz etmiştir.Somut olayda taşınmazların ortak muris adına kayıtlı olduğu, tarafların davaya konu taşınmazlarda paydaş oldukları anlaşılmaktadır. Kural olarak, paydaşlar intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Fakat bu kuralın bir takım istisnaları bulunmaktadır. Doğal ürün veren taşınmazlar hakkında intifadan men'in gerçekleşmesi gerekmez. Mahkemece hangi parsellerin doğal ürün verdiği, hangi parsellerin tarım arazisi olduğu üzerinde durulmamıştır. Dava dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; davaya konu taşınmazların bir kısmının taban arazisi sayıldığı, buralarda mısır, buğday, yonca, sebze tarımının yapılabileceğinin, diğer kısmının ise kuru tarıma elverişli olduğu, buralarda da buğday, yulaf, hayvan yemi olacak karışıkot (balya) yetiştiriciliğinin yapılabileceğinin belirtildiği, doğal ürün veren taşınmazlar konusunda açık ve net bir görüşün bildirilmediği anlaşılmıştır. Sunulan ek raporda da bu konuya açıklık getirilmediği, davalı yanın 10/03/2009 tarihli ihtara cevabında; "...ihtar edenler doğal semerelerden yararlanabilir...", davaya cevap dilekçesinde de; "...cevabi ihtarnamede... doğal semerelerden yararlanabilecekleri... bildirilmiştir..." ifadelerinin bulunduğu görülmüştür.
Mahkemece bu konuda araştırma yapılarak, gerekirse yeniden ek rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik araştırma ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde davacıların ... (kendi adına asaleten, ... adına velayeten) ve ... olduğunun belirtildiği, dava dilekçesine ekli vekaletnamede de vekalet verenlerin aynı kişiler olduğu, gerekçeli karar başlığında mahkemece davacıların ... ve ... olarak gösterildiği, ... isimli bir davacının olmadığı, davacı olarak ... ve ...'nin isimlerinin kararda yeralmadığı, anılan eksikliklerin tamamlanmasının gerektiği anlaşılmıştır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.