MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Gerekçeli kararın tebliği için Tebligat Kanunun 21. maddesine göre davalıya yapılan tebligatın usulsüz olduğu, davalı vekili tarafından bildirilen ıttıla tarihine göre davalı tarafın temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldığından; mahkemece "davalı tarafın temyiz isteminin başvuru süresinde olmadığı" gerekçesi ile HUMK 432-426/F maddeleri gereğince temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararın kaldırılmasına karar verilerek; dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, tarafların 2003 yılında evlendiklerini; 2004 yılında çocuk sahibi olduklarını; davalı kocanın tarafların müşterek konutunu müvekkilinden habersiz boşaltması sonucu, müvekkilinin 2008 yılının Ağustos ayından itibaren çocuğu ile birlikte anne babasının yanında yaşamak zorunda kaldığını iddia ederek; müvekkili için 200,00 TL; tarafların müşterek çocuğu Kübranur için 250,00 TL olmak üzere toplam 450,00 TL tedbir nafakasının davalıdan tahsilini etmiştir.Mahkemece; davanın kabulü cihetine gidilerek, tarafların fiilen ayrı yaşamaya başladığı 2008 yılı Ağustos ayından geçerli olmak üzere tedbir nafakasına hükmedilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargılamanın sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilerek duruşmaya çağrılması ve taraf teşkilinin sağlanması gerekir.
Bu bağlamda 6100 sayılı HMK’nın 27. maddesinde "Hukuki Dinlenilme Hakkı" düzenlenmiş olup, bu hak Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının da en önemli unsurudur.Hukuki dinlenilme hakkı; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Bu da çıkarılacak davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun olarak tebliği ile mümkündür.
Kendisine tebligat yapılacak kimse veya muhatap namına kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirisinin adreste bulunmamaları veya tebellüğden imtina etmeleri durumunda yapılacak işlemler ve uygulanacak tebliğ usulü, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 21 ve Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinde düzenlenmiştir.
Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrasında "muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu veya meclisi üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinme halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir" denilmiştir.Bu hükümle tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını "tahkik etme" görevi yüklenmiştir. Tebliğ memuru tahkik etmekle kalmayıp, bunu tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu tebliğ evrakına yazacak ve ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde yapılan işlemin usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir.Dosya içeriğinden; davalı adına ... Sokak ... Mahallesi ... .../... adresine çıkartılan davetiyenin mahalle muhtarına tebliğ edildiği, ancak muhatabın adreste bulunmama sebebi sorulup, nedeni tebliğ tutanağına yazılmadığı, beyanda bulunan ilgiliye tutanağın imzalatılmadığı ve yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır.Duruşma gününün davalı yana usulune uygun olarak tebliği ile varılacak sonuç çevresinde bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece usulsüz tebligat esas alınarak, davalının yokluğunda yapılan yargılama sonunda davanın kabulü cihetine gidilmek suretiyle davalının savunma hakkının kısıtlanması usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.Öyle ise mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek taraf teşkili sağlanıp, taraf delilleri toplanarak yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.