MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde kira parasının 01.04.2012 gününden başlayarak aylık 40.000 TL'ye uyarlanması istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile aylık kira bedelinin 30.500 TL olarak tesbiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, dava dilekçesinde ekonomik değişmeler, enflasyon oranındaki artışlar, ağırlaşan yaşam koşulları, paranın alım gücünün azalması nedenlerinin kira gelirinin düşük kalmasına sebep olduğunu, kira bedelinin emsallerine göre düşük bir seyir izlediğini belirterek 01.04.2012'den itibaren 21.000 TL olan kira bedelinin 40.000 TL'ye uyarlanmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye bağlılık ilkesinin uygulanması gerektiğini, sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ilkesinin uygulanamayacağını, sözleşmenin bitiminde kira bedelinin tespiti hakkının doğacağını, kira sözleşmesinde bulunan artış oranının kira bedelinin enflasyon karşısındaki değerini koruduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; 01.04.2012 tarihinden itibaren taşınmazın brüt kira bedelinin 30.500 TL olarak tespitine karar verilmiş; mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi 01.01.2008 başlangıç tarihli olup, 5 yıl sürelidir. Uyarlama istenen dönem sözleşmenin sona ermesinden önceki dönemdir. Sözleşmede aylık kira bedelinin artışına ilişkin belirli bir oran bulunmaktadır. 09.03.2009 tarihli ek sözleşmede 01.04.2009-01.04.2010 tarihleri arasındaki dönem için aylık kira bedelinin net 18.000 TL olarak belirlendiği, bunun dışında kira sözleşmesinin şartlarının geçerliliğini koruduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak; bu ilke, özel hukukun diğer ilkeleri ile sınırlandırılmıştır.Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesi ile büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. Tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli surette, çarpıcı, adaletsizliğe yol açan olayların gerçekleşmesi ile değişmiş ise taraflar artık bu akitle bağlı tutulmazlar. Sözleşmenin edimleri arasındaki dengeyi bozan olağanüstü hallere harp, ülkeyi sarsan ekonomik krizler, enflasyon grafiğindeki aşırı yükselmeler, şok devalüasyon, para değerinin önemli ölçüde düşmesi gibi, sözleşmeye bağlılığın beklenemeyeceği durumlar örnek olarak gösterilebilir.Uyarlama daha çok ve önemli ölçüde uzun ve sürekli borç ilişkilerinde sözkonusu olur. Her talepte sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak mümkün değildir. Aksi halde; özel hukuk sistemimizde geçerli olan “irade özgürlüğü”, “sözleşme serbestisi” ve “sözleşmeye bağlılık” ilkelerinden sapma tehlikesi ortaya çıkar. Bu nedenle, sözleşmeye müdahale için değişen hal ve şartlar nedeni ile tarafların yüklendikleri edimler arasındaki denge aşırı ölçüde ve açık biçimde bozulmuş olmalıdır.Borçlar Hukukunda genel olarak sözleşmeye bağlılık ilkesinin hakim olduğu, davaya konu edilen kira sözleşmesi açısından yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde uyarlama koşullarının kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.
Kira sözleşmesinin 01.01.2013'de sona ereceği, kira sözleşmesinin 5 yıl süreli olmasının özel neden sayılması gerektiği, kira sözleşmesinde belirlenebilir kira artış şartının yeraldığı, kira sözleşmesinin eki olan sözleşme ile bu şartın korunmuş olduğu, kira sözleşmesinin sonuna dek kira bedelinin sözleşmedeki artış şartına göre o oranla sınırlı olarak artırılacağı, artış şartının tarafları bağladığı, talep edilen dönem için kira bedelinin hak ve nesafet ilkeleri gereğince tespitinin mümkün olmadığı tartışmasızdır.Mahkemece; davanın reddine karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy